Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2012 Pazar

Teslimiyet! // Fenerbahçe : 2 - M.İ. Yurdu : 1

5 haftalık mağlubiyet serisinin ardından Kadıköy'de Fenerbahçe karşısına çıktık.Bienvenu'nun golü bariz ofsayttı ama kalecimizde dahil hiç bir oyuncumuz itiraz dahi etmedi.Hem de 8. dakikada golü yemiş olmamıza rağmen.Neden? Çünkü biz Fenerbahçe karşısına çıkarken maçı kafamızda kaybetmiştik.İnanmamıştık çünkü.Maç bitsede eve gitsek havasındaydık.Zaten bu takımın en iyi ve en başarılı oyuncularının başında gelen Joseph Boum'da maç sonunda verdiği röpotajda bunu açıklar gibiydi; ''Biz ilk yarıda maça inanmamıştık fakat devre arası hocamız bağırınca kendimize geldik.''

Çok manidar bir açıklama aslında...

Lig tarihi boyunca bir üst lige çıkıp, kadrosunu baştan aşağıya yenileyen ve ligde kalan takım, sanırım çok azdır.Sezon başlarken kadrosunu baştan aşağı yenileyen takımlardan biride Mersin İdman Yurdu'muzdu.Ama biz ligin ilk yarısı bittiğinde Avrupa'ya gitme hesapları yapıyorduk! An itibariyle farklı hesaplar yapmaya başladık ki buda futbolun doğasında olan bir ayrıcalık olsa gerek.Futbol takım oyunudur ve biz bunu ligin ilk yarısında sahaya çok iyi yansıttık.Maçlarda futbol şansımız yanımızdaydı.Ayrıca Sehiç ve Boum'un üstün performansı sayesinde çok iyi puanlar kazandık.Uzun süreli mağlup olmama serisi yakaladık.Başkanımız, futbolcularımız, teknik ekibimizi omuzlarda taşıdık.Derken sezonun ikinci yarısı başladı.Kadromuz çeşitli sebeplerden ötürü daraldı.Bazı maçlara 16-17 kişilik kadrolarla çıktık.Rakiplerimiz çok iyi transferler yaparken biz mevcut kadromuzu dahi zor koruduk.Kadronun yaşlı olmasından dolayı uzun süreli sakatlıklar oldu ve halada oluyor.Maddi imkansızlıklardan ötürü çok üst düzey transfer yapamadık.Rakiplerimiz, Gekasları, Hasan Kabzeleri aldı.Bir çoğu 5-6 transfer yaptı ama biz imkanlar ölçüsünde transfer yapabildik.Eksik bölgelerimizi çokta takviye edemedik.Takım içeresinde çözüm üretmeye çalıştık fakat tutmadı.

Şansızlıklarda yakamızı bırakmadı bir türlü.Sakatlıktı, verilmeyen gollerdi, fiksür dezavantıjıydı derken 6 maçlık bir mağlubiyet serisi yakaladık.Peki bu noktaya geldik diye pes mi edeceğiz.Joseph Boum'un maç sonunda dediği gibi, artık maçlara inançsız mı çıkacağız?
HAYIR!.. Biz bugünlere kolay gelmedik.Asla teslim olmadık.Teslimiyet duygusunu bir an bile aklımıza getirmedik.Kızdık, kırıldık, darıldık ama asla küsmedik, teslim de olmadık.Dün nasıl yanınızda olduysak, yarın da yanınızda olacağız.Her zaman enseniz de Kırmızı Şeytanlar'ın nefesini hissedeceksiniz.Biz asla pes etmedik etmeyiz de. 6 maç değil 60 maç yenilseniz de biz asla yılmayız. Otobüslere sığmaz, bagajlar da gideriz deplasmanlara ama asla yalnız kalmazsınız bu davada.Siz yeter ki bu davaya inanın.Teslimiyet duygusunu aklınıza getirmeyin.Kendinize gelin.İlla ki birinin sizi dürtmesi gerekiyorsa bunu biz her zaman yaparız.Bizim sizden istediğimiz onurlu ve hırslı bir mücadele.Aldığınız da sattığınız da gözümüz yok.Bize Şanslı Sevdamız yetiyor fakat siz sahaya bir şey yansıtmazsanız buda bizim zorumuza gidiyor.Bu formaya layık olun.

Bu formaya layık olmayanlar, yuvasına dönmek isteyenlere kapımız açık.Nasıl ki gönlümüzde vazgeçilmez yaptıysak, vazgeçmesini de biliriz.Bu ''Forma Aşkı'' bu ''Arma Aşkı'' ne parayla ne de başka bir maddi değerle ölçülmez.Maneviyatı büyüktür, kutsaldır.Aslında bir tek malum şahıs değil, isim isim bu formaya layık olmayanları teşhir etmek gerekli ama bunun şuanda takıma hiçbir faydası olmaz.Şu anda ortada bir suçlu var ve bu suçlu Nurullah Sağlam değil.O kendi payına düşeni geçen hafta yerine getirdi.Bizim Sağlam'a inancımız ''SAĞLAM''dır.Asıl suçlulara gelince; 'Siz yeter ki Mersin İdman Yurdu ruhunu sahaya yansıtın.Bizim sizden istediğimiz sadece budur.'

Son söz;

Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Mevlana Celaleddin Rumi

8 Aralık 2011 Perşembe

Hangisi Gerçek Kazım!

Tarih 26 Ekim 2009 
Stad Şükrü Saraçoğlu
Fenerbahçe:3-Galatasaray:1
8 forma numaralı Kazım Kazım'a dikkat;
O dönemde Fenerbahçe forması giyiyordu Kazım Kazım.Her golden sonra, golü atan oyunculardan daha çok sevinmesi dikkat çekici...Bileğini kesseniz kanı sarı-lacivert akacak kadar Fenerbahçeli.


Tarih 7 Aralık 2011
Stad Türk Telekom Arena
Galatasaray:3-Fenerbahçe:1
80 numaralı Kazım Kazım'a dikkat;

Bu iki karşılaşma arasında iki sene var.Kazım Kazım'ı böyle 360 derece tersine çeviren duygu nasıl bir duygudur merak ediyorum.İşte futbolun bu yönünü sevmiyorum.Şimdi Kazım Kazım'ın bileğini kessek kanı sarı-kırmızı akarmı dersiniz.Yorumu size bırakıyorum...

Galatasaray:3-Fenerbahçe:1 /// Kazanan & Kaybeden

''Dünya Derbisi'' adını verdiğimiz ama dünya basının pek ilgi göstermediği, kendi kendimize gelin güvey olduğumuz Galatasaray-Fenerbahçe maçı için tek kelime yetiyor gibi; ''Galatasaray kazanmadı, Aykut Kocaman yani Fenerbahçe kaybetti.''Neden mi? Kocaman, 4-3-3 sistemini şu anda en iyi uygulayan ekiplerden Barcelona'ya özenip fantezi yapmasa bugün daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık.Belki isteği, arzusu, coşkusu ve taraftarıyla bütünleşen Galatasaray yine iyi bir oyunla maçı kazanacaktı ama sahada ''futbol terimiyle'' ezilen bir Fenerbahçe görmeyecektik.Biraz daha akıllı oynasa Galatasaray 6-7 gol atardı diyemeyecektik ya da Galatasaray tarihi farkı bulabilirdi diye geyik yapmayacaktık.

Aykut Hoca belli ki maça bir sürpriz yaparak başlamak istemiş.Belki de dediğim gibi Barca'dan esinlenmiş ve sahaya öyle bir kurguyla çıkmak istemiş.Belki de tek başına kahraman olmayı arzulamış.Belkide maçtan sonra sadece kendisinin konuşulmasını istemiş.Belkide maçtan sonra rakibinin bu kadar etkili bir oyunla kazanacağını düşünememiş.Belkiler bir yana Aykut Hoca dün ne düşündü tam olarak bilmiyorum ama gerçekten derbiye, Bilica kadar damgasını vurdu.Sahaya sürdüğü kadroda tıpkı Barcelona'daki gibi 3 merkez orta saha oyuncusu vardı.Emre, Baroni ve Selçuk.Selçuk işin savunma yönünü Baroni kesici rolünü, Emre'de Xavi rolündeydi.Kanatlarda Bienvenu, Villa görevini, Caner İniesta görevini, ilerde de Alex  Messi görevini üstlenmişti.Düşünce pratikte güzeldi ama uygulamada Barcelona'lı oyuncuların kat kat kalite üstünlükleri düşünülememişti.Hal böyle olunca devre Fenerbahçe lehine ''sıfır'' kaleyi bulan şut ve ''sıfır'' pozisyonla bitti.Öyleki zaman zaman Muslera ısınmak için kendi kendine hareketler yapmak zorunda kaldı.

İkinci yarıda ise Aykut Hoca, Barca fantezisinden vazgeçti ama bu seferde Melo'nun golü geldi.Bu golle zaten az olan umutlar tamamiyle tükendi.Fenerbahçe rakibine göre çok daha oturmuş ve sistemi belli olan bir takımdı ama bu avantajını kullanamadı.Ayrıca sahada da çok istekli, arzulu ve coşkulu bir Galatasaray vardı.52 bin seyircisiyle adeta bütünleşti.Biraz daha dikkatli olsalar belkide lehine yeni bir 6-0 dalgası başlatabilirdi ama olmadı.Biraz beceriksizlik, birazda şansızlık bunu engelledi.Ligimizde 4-2-3-1 sistemini en iyi uygulayan ekip olan Fenerbahçe, maalesef  farklı fantezilere kurban gitti.Maça 4-2-3-1 sistemiyle ve doğru oyuncu tercihleriyle başlasalar sonuç çok farklı olurdu.Neticede Galatasaray uzun zamandır böyle coşkulu bir oyunla maç kazanamamıştı.Gerçekten dün çok iyi oynadılar.Maçın hakkını verdiler.İlk 10 dakikada maçı alacaklarını resmen ilan ettiler.Biraz daha dikkatli olsalar bugün tarihi farkı konuşuyor olacaktık.Ellerine gelen fırsatı belkide kaçırdılar.Sonuçta 3-1 de net bir skor ama ezeli rakibini böyle güçsüz yakanmışken bu fırsatı kullanmaları gerekirdi.Aynı fırsat Fenerbahçe'ye gelmiş olsa sonuç daha farklı olabilirdi.

 En başta söylemiş olduğum, Galatasaray kazanmadı sözünü söylerken amacım Galatasaray'ın hakkını yemek değildi elbette.Bir yerde Aykut Kocaman'ın hatası Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürmüştü ama maçı gerçekten çok üstün oynayarak kazandılar.Bu maçın önemi büyüktü ve kazanan rakibine moral açısından bir çelme atacaktı.Bu çelmeyi güzel ve sükseli bir oyunla Galatasaray atmış oldu.Kazananı her zaman tebrik etmek görevimizdir.Fatih Terim ve Galatasaray Camiasını galibiyetten dolayı tekrar kutluyoruz.

18 Ekim 2011 Salı

İki kaleci, bir kırmızı kart ve Fenerbahçe!

Mert Nobre'den başlayalım....

Yokluğunu dün çok hissettik.Maçtan önce, oynamayacak haberini aldığımda, taktiksel bir hamle diye düşünmüştüm fakat sakatlığı ciddiydi ve 2 hafta forma giyemeyecekti.Yerine Amoah oynar diye düşünmüştük ama Nurullah Hoca, daha iyi tanıdığı Beto'yu sürmüştü sahaya...

Maça dönecek olursak...

İstatistikler Mersin İdman Yurdu'nun daha çok topa sahip olduğu yönünde.(Mersin %53, Fenerbahçe %47).Pozisyonlarda ise topa daha az sahip olan takım Fenerbahçe'nin bariz üstünlüğü söz konusu.(Mersin 2, Fenerbahçe 10) Ayrıca sahada birden fazla kaleci bulunduran takımda Fenerbahçe idi ve bunuda ayrıca dipnot etmek gerek.(Bekir İrtegün'ün ceza sahası içinde topu eliyle kesmesi...)

İ.B. Belediyespor, Antalyaspor ve Fenerbahçe ( belki bunlara iki sezondur Kayserispor'u ekleyebiliriz ) ligimizin son sezonlarda sistem üzerine kurulmuş ve saat gibi işleyen takımları.(Antalyaspor zaman zaman istikrarsızlık yaşasa da son 3,5 sezondur aynı teknik adam ve aynı iskelet kadroyla yarışıyorlar.)
Rakibimiz 2003 yılında kabuk değiştirerek yıldız oyuncuya bağlı bireysel futboldan, daha çok takım oyuncusu tercihiyle, sistemli futbola geçiş yaptı.Ülkemizde çok beğenilmeyen ve çok eleştirilen Daum'un kurduğu bu sistem zaman zaman değişikliğe uğrasa da hala işlevliğini koruyor.Bu sistemle Fenerbahçe 4 şampiyonluk 2 ikincilik birde 4.lük kazandı.

Peki neydi bu sistem...

Birbirini tamamlayan dörtlü savunma, iki sağlam ön libero ve bir 10 numara ( Alex ve diğerleri olarak tanımlayabiliriz.) bir santrafor.

Dün de aynı dizilişle sahadaydılar.Deplasmanda 12 maçtır yenilmiyorlardı ve kazanmaya çok alışmışlardı.Zaten sahada da rahatlıkları hemen gözüme çarpmıştı.Bizim takımın kalecileride onlara çalışınca tam oldu.Kimseyi hedef göstermek niyetinde değilim de lakin Hakan Arıkan bu ligin kalecisi değil.Hele Mersin İdman Yurdu'nun hiç değil.Dün de rakibin ekmeğine yağ sürdü resmen.Erken gelen golün rahatlığını yağan yağmur bozdu da biraz rahatladık.Yağmur olmasa belki ilk yarı 3 faklı skoru yakalayabilirlerdi.Artık sayısını hatırlamıyorum kaçıncı Hakan Arıkan faciası yaşardık bilemiyorum.Bizler tribünde ölüyoruz sahada ki arkadaşları O'na nasıl güveniyor acaba!

İlk yarıyı yağmurdan önce ve yağmurdan sonra diye ikiye ayırabiliriz.Maça kontrollü başladık ama henüz 4. dakikada yediğimiz gol planlarımızı bozdu.Hemen arkasına yağan yağmur ve saha avantajını kullanarak rakibe baskı kurduk.Pozisyonlarda bulduk ama golle sonuçlandıramadık.Beto gol atmasına rağmen hava toplarında çok etkili olamadı.Birde Nduka ile çok fazla oynamaması burda etkiliydi.Nobre rakip defans oyuncularını çok yıpratan ve arkadan gelen arkadaşlarına boş alan yaratan bir oyuncu.Dün bunu Beto ile gerçekleştiremedik.

İkinci yarıya Hakan Arıkan'ın sakatlanmasından dolayı mecburi iki değişiklikle başladık.Burda Ben Yahia tercihi değilde Moritz tercihi olsa sanırım kırmızı kart olmazdı.Orta sahada, pek görünmese de, Ben Yahia çok iyi alan daraltıyor ve rakibi bozuyor.O çıkınca Emre o bölgeyi daha çok parselledi.Nihayetinde de gereksiz yapılan bir faulden sonra İ.Kaş'ta ikinci sarıdan kırmızıyı gördü.10 kişi kalmamıza rağmen, taraftarında bitmeyen desteğiyle karşı alanda daha çok oynadık.Bal yapamasak ta mücadele azmimiz yeterliydi.Kalemizde de pozisyonlar versek te, Joseph Boum'un 2 değil 3 kişilik oyunu sayesinde olası bir 3. golü önledik.Uzatmalarda rakibinde maç bitti havasına bürünmesiyle golü bulduk ama yeterli olmadı.

Her şeye rağmen mücadele gücü yüksek ve çok güzel bir yağmur altında zevkli bir maç izledik.Fenerbahçe kadro kalitesiyle zaten bizden bir adım öndeydi ve bu avantajını da iyi kullandı.Dikkatli olsak bizimde puan çıkarabileceğimiz bir maçtı.Olmadı.Önümüzdeki hafta Beşiktaş maçının önemi artık iki kat daha arttı.Bu iki İstanbul büyüğünden birini yenmemiz moral motivasyon yönünden son derece önemliydi.İlk ayağı kaybettik fakat ikinci ayakta bu mücadele ve azimle oynadığımız taktirde kazanmamız sürpriz sayılmaz.Bununda avantajını ikinci yarı maçlarında daha iyi anlarız.

Son bir mesele daha var.Onuda söz etmeden geçmek istemedim.Evet bu şehir 29 senedir bir özlem içerisindeydi.Bu hasretlik döneminde şehrimiz insanlarının gönülü, 4 büyüklere kaymış durumda.Bir yere kadar anlayabiliriz.Fakat bu şehrin ekmeğini yiyip havasını soluyan insanlar, rakibimizi karşılamak için değilde destek olmak için kalkıp Adana'ya kadar gitmeleri ve hemde aileleriyle birlikte bunu yapmaları bizim adımıza üzücü bir durumdu.Evet misafirperverliğimizi gösterelim ama bu şehirde yaşıyorsak bu şehrin takımına destek olalım...

10 Ekim 2011 Pazartesi

Rakip bir dev :Fenerbahçe

1982-1983 Sezonu
Türkiye Kupası Final 2. Maçı
15.06.1983, Çarşamba
Tevfik Sırrı Gür Stadı


Mersin İdman Yurdu Kadrosu : Salih Sayar, Mustafa Çimen ("Büyük Mustafa"), Metin Koyuncuoğlu, Tahir Temur, Nasır Belci, Levent Arıkdoğan ("Büyük Levent"), İsa Ertürk, Sertaç Yüzbaş, Mehmet Ali Karakuş, Haluk Tufan, Memik Ertanıroğlu.

Teknik Direktör : Gündüz Tekin Onay

Fenerbahçe ile oynadığımız son resmi maçın kadrosuydu.O sezon 29 puan toplamış fakat ligden düşmüştük.Yine aynı sezon Fenerbahçe ile  evimizde oynadığımız maçta 0-0 berabere kalmış deplasmanda 3-0 mağlup olmuştuk.Ligi 6. sırada bitiren Ankaragücü ile aramızda sadece 5 puan vardı ve o sezon bize oynanan oyunlar sonucunda ligi 15. sırada bitirerek küme düşmüştük.18 takımın oynadığı sezon yeni bir kural getirilmişti ve 4 takım küme düşecekti.Ve o dördüncü takım biz olduk.O sezonki Altay'ın bize yaptıklarını da hala unutmadık.

Rakibimiz Fenerbahçe içinde bu maç çok önemlidir.O sezon kazandıkları lig şampiyonluğunu Türkiye Kupası ile taçlandırmışlardı.Ve müzelerine götürdükleri son Türkiye Kupasıydı.O maçta gol atan oyunculardan Selçuk Yula daha sonraki bir köşe yazısında maçın ne kadar önemli olduğuna söyle değinmişti; ''O zaman benim için önemli değildi ama şu anda bütün Fenerbahçeliler'i üzen bir durum olduğu için söylüyorum.Yine aynı sezon finalde Mersin İdman Yurdu'na attığım golle Türkiye Kupası'nı kaldırmıştık.Aradan 24 yıl geçti.O kupa, hala o kupa... umarım o dönemde bu kadar önemli olmayan o gol, bu sezon arkadaşlarımız tarafından unutturulacaktır...

Hem rakibimizin hemde bizim 29 senelik bir özlemimiz söz konusu.O maçın hatırası büyük.Biz uzun süren özlemimizi bu sene bitirdik ama rakibimiz için aynı şey söz konusu değil.Sanırım bu özlemleri uzun süre devam edecek gibi.Bir haftalık milli maç mesaisi ardından tekrar kaldığımız yerden devam edeceğiz.Tam olmasa bile bir yerde rövanş karşılaşması gibi görülebilir.Fenerbahçe şu anda ligin en formda takımlarından.Deplasmanda 11 maç üst üste kazanarak rekor kırdılar.Ve ligde en son geçen sezonun 16.haftasında Ankaragücü'ne mağlup oldular.24 maçtır yenilgi yüzü görmüyorlar.22 galibiyet ve 2 beraberlikle imrenilecek bir performansları var.

Alex, Stoch, Dia, Baroni, Yobo, Gökhan Gönül, Semih, Bienwenü, Zigler, Emre Belezoğlu, Selçuk Şahin, Sezer Öztürk....daha bir çok ismi sıralayabiliriz.Tek tek hepsi Türkiye Liginin üstünde oyuncular.Bizim büyük sıkıntı çektiğimiz sol kanatta, onların forma şansı vermediği Dia ve Uğur Boral var.Yine o bölgede Stoch ve Caner Erkin gibi alternatifleri var.Ve en büyük kozları Alex De Souza var.Tek başına bir takım hüvüyetinde.Her an gol yapma becerisi yüksek bir isim.Peki biz bu kadar önemli oyuncular ve takım olmuş rakibimiz karşısında ne yapabiliriz!

1982-1983 sezonunda tüm yapılan hilelere ve saha dışında oynanan oyunlara karşı onurlu bir mücadele veren Gündüz Tekin Onay'ın talebeleri gibi mücadele ederek.Asla pes etmeyerek.Terinin son damlasına kadar...Top rakipteyken iyi kapanıp kaptığımız toplarla hızlı çıkıp, kontratakla tehlikeler yaratarak.Top rakip oyuncudayken baskı yaparak ve en önemlisi sinirlerimize hakim olarak.Bir oyuncu iki kişilik oynayarak.Biz bu maçı kaybedebiliriz.Bir 10 sene sonra kimse hatırlamaz kaybettiğimizi.Fakat biz kazanırsak futbol tarihide bizi her zaman hatırlar.Nihayetinde karşımızda 24 maçtır yenilmeyen bir ekip var.Deplasmanda 11 de 11 yapmış bir dev var.Ben bir taraftar olarak inandım.Biz taraftarlar olarak inandık.Çünkü biz Kırmızı Şeytanlarız.Biz o gün yine her zamanki yerimizde tribünde olacağız.Sesimiz kısılana kadar destek vereceğiz.Artık iş futbolcularımızda.Onlarda inanırsa tarih bizi asla unutmaz....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kırmızı Şeytanlar Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger