31 Mart 2012 Cumartesi
Miy : 0 - Karabükspor : 2 // Kırmızı Şeytanlar Tribün Şov
26 Mart 2012 Pazartesi
Samsunspor : 2 - Mersin İdman Yurdu : 1 Bireysel Hatalar ve Finali Yapamamak!
Nasıl mı?
Önce Manisaspor'dan başlayalım.Bizim maçtan önce matematiksel olmasa bile spor kamuoyunca küme düşmesi hemen hemen kesinleşmiş, futbolcuları ruhsuz bir durumda bir takım görüntüsü vardı.Uzun zamandır kulüpten para alamadıkları için huzursuzlardı.Zaten maçıda izleyenler hemen fark etmişlerdi Manisaspor'un bitmiş ve tükenmiş halini.Ve biz o maçta iki bireysel hatayla 2-0 gibi net bir skorla mağlup olduk.Yensek Manisaspor'un gardı iyice düşecek ligde kalmaya dair hiç bir umutları kalmayacaktı.Biz ise kazandığımız taktirde play-off lara kalma adına çok büyük bir avantaj elde edecektik.Olmadı elimize gelen fırsatı değerlendiremedik.Kazanamadığımız gibi sahaya iyi bir oyunda yansıtamadık.
Manisaspor karşılaşmasından sonra İbb maçını kazanıp play-off için tam umutlanmışken, dün de Samsunspor karşısına çıktık.Rakibimiz hafta içi kupa mücadelesine çıkmış ve 3-0 gibi net bir skorla mağlup olmuş, yorgun, moralsiz, çok önemli 4-5 oyuncusunu cezalı ve sakatlığa kurban etmiş ve elindeki en önemli oyuncusu olan Zenke'yi de disiplinsiz davranışlarından dolayı kadro dışı bırakmıştı.Ligdeki konumu tribünlere yansımış ve en önemli avantajı olan taraftar desteğini kaybetmişti.Gelen taraftarlar ise ( hepsi değil ama bir grup) sadece futbolculara küfür etmek için gelmişti.Şartlar tamamiyle bizim lehimizeydi.Tek yapmamız gereken maça konsantre olmaktı ama yine yapamadık.Maçın hemen başında bireysel hatalarımızdan dolayı 2 net pozisyon verdik.Ardından ne kadar ofsaytta olsa kalemizde golü gördük.Golün şokunu atlatamadan bu defada bireysel bir tepkiden ötürü 10 kişi kaldık.Ardından yine bireysel bir hata ve ikinci sarıdan kırmızıyı yiyerek sahada 9 kişi mücadele etmek zorunda kaldık.Maçın sonucu ise 2-0.
Haftalardır boş kalelere gol atamayan Ekigo bize attığı iki golle bir anda kendine transfer pazarı yarattı.Bizim sayemizde önce Manisa, dün de Samsunspor ligde kalmak adına ümitlendi.Manisaspor dün itibariyle matematiksel olarakta küme düştü ama biz bunu 2 hafta önce daha rahat bir şekilde yapabilirdik.Lige Mersin İdman Yurdu damgasını daha SAĞLAM vurabilirdik.Dün hakem hataları alehimizeydi ama bizde futbol adına sahaya bir şeyler yansıtamadık.10 kişi kaldığımızda hatta 9 kişi kaldığımızda dahi gol pozisyonlarımız vardı ama ruhumuz maalesef sahada değildi.Dün Mesut Bakkal'ın maç sonunda söylediği gibi, bu maç 11'e 11 oynansa bile kazanan yine Samsun olacaktı.Çünkü inanan onlardı.Biz ise onları çok hafife alan bir ruh halindeydik.
İki final maçı sayabileceğimiz karşılaşmayı kazanamadık.Daha önceki final müsabakalarında kaybedeceğimiz bir çok şey vardı ve onları kazandık.İnandık çünkü ve inanarak kazandık.Manisa ve Samsun deplasmanlarında ise daha rahat bir ruh haline büründük ve kaybettik.29 sene sonra çıktığımız süper ligde belkide ilk defa düzenlenen play-off lara kalabilecektik ama bireysel hatalarımıza yenildik.Bu bize ders olsun ve futbolcularımız burdan gerekli dersleri çıkarsın.Sadece futbolcularımız değil teknik ekibimizde...
Not:Bu kaç oldu bilmiyorum ama kırmızı kart hastalığına artık bir çare bulmalıyız.Bu maddi ya da manevi bir şekilde çözülmeli artık.
21 Mart 2012 Çarşamba
Mersin İdman Yurdu Marşını Arıyor
Tribünleri ayağa kaldıracak, kulübe olan sevgiyi anlatacak yepyeni bir Mersin İdmanyurdu Marşı üretilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.
Yapılan çalışmalarda taraftarların da beklentilerini dikkate alabilmek için yarışma düzenlemeyi kararlaştıran kulüp yöneticileri, taraftarları ''beyin fırtınası'' yapmaya çağırdı. Taraftarları yazacakları söz ve hazırlayacakları bestelerle katılabileceği yarışmaya, 31 Mart'a kadar başvuruda bulunulabilecek. Bireysel veya en fazla 5 kişilik gruplarca hazırlanacak marşın ses kaydı ve sözlerini ''meric@miysporlife.com'' adresli e-mail adresinden teslim alacak olan kulüp yöneticileri, en beğenilen marşı gelecek ay yayınlanacak kulübün dergisinden açıklayacak. Kulüp yöneticileri, kabul gören marşın sahibi veya sahiplerine ödül olarak, hayranı oldukları futbolcularla vakit geçirmesini sağlamayı vaat ediyor.
Sonses.tv
20 Mart 2012 Salı
Kendi Düşen Ağlamaz...Samsunspor
En üst lige en son 2005-2006 sezonunda veda etmişti Samsunspor.Ertuğrul Sağlam ile iki sezon çok iyi direnmiş ama ekonomik zorluklara daha fazla dayanamayıp lige elveda demişti Karadeniz ekibi.Ardından gelen 2006-2007 sezonuda onlar için çok iyi geçmedi.Bir çok oyuncusunu kaybeden ve ekonomik zorluklarıda peşinden getiren Samsunspor ligi 10. sırada tamamladı.Ardından geçen kabus gibi 2 sezon daha geçirdiler.Bu 2 sezonda zor kümede kalıp ligi 2 kez 15.sırada tamamladılar.2010-2011 sezonu ise Samsunspor için farklı geçecekti.Önce takımın başına Sakaryaspor'dan ayrılan Hüseyin Kalpar geçecek, sonrasında takımda huzursuzluk çıkaran oyuncuları kadrodan temizleyeceklerdi.Bunun mükafatını ise sezonun ilk yarısını 4.sırada bitiren takım sezonun ikinci yarısında çok iyi maçlar çıkarıp süper ligi haftalar öncesinden garantileyerek alacaktı.
Peki sonrasında ne oldu dersiniz.Bir önceki sezon Bucaspor'un yaptığını bu sezon başında da Samsunspor yaptı.Oysaki Bucaspor'un düştüğü sezon önlerinde çok iyi bir Karabükspor örneği vardı ama Samsunspor çetrefilli bir yola girmeyi tercih etti.Sezon başında teknik direktörde dahil 12-13 kadar transfer yapıp, 10 kadar oyuncuyla yolların ayırdılar.Oysa Hüseyin Kalpar çok zor durumda aldığı takımı çok iyi yerlere getirmişti.Süper ligde de yeterli tecrübeye sahipti.Bir şansı hak ediyordu.Olmadı.Süper lig öncesi kongre yapan Samsunspor'da İsmail Erkut Tutu görevi Kazım Yılmaz'a devretmişti.Sanırım bu değişiklik zorlu yolun başlangıcı oldu.Yeni yönetim ilk icraat olarak tecrübeli hocayı takımdan gönderdi.Ardından önceki sezon Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarında Fenerbahçe'yi saf dışı bırakan Sion'un hocası Petkovic'i takımın başına getirdiler.İkinci yanlışıda burada yaptılar.Hoca hem yabancı ve ligimizi tanımıyordu hemde oynattığı sistem bize göre çok aykırıydı.Üçüncü yanlışıda Adnan Sezgin gibi mimli ve her kesim taraftarın tepkisini her platformda üstüne çeken bir ismi genel koordinatör yaptılar
Sezonun ilk maçında G.Birliği karşısında ilk yarı çok iyi oynayıp 3-0 gibi net bir skoru yakalamışlardı ama ikinci yarı yedikleri 2 gol ve kötü futbol onlar için bu sezonun ne kadar zor geçeceğine bir işaretti.Petkovic maçın ilk yarısında ne kadar Avrupai bir hoca olduğunu kanıtlasa da maçın ikinci yarısındaki performansı bu ligi tanımadığına çok iyi bir delildi.Ardından 10 hafta üst üste kazanamadılar.12 haftada Antalyaspor karşısında aldıkları galibiyetin ardından 3. galibiyet için 8 hafta daha beklemek zorunda kaldılar.Ligin ilk yarısı biterken takım ligde 2 galibiyet 6 beraberlik ve 9 mağlubiyet alarak 17.sıradaydı.Spor medyası Samsunspor'un Petkovic ile yollarını ayıracağını düşünürken yönetim hocasının arkasında olduğunu belirtti ve 12 oyuncusunu gönderip 5 yeni transfer yaptı.Ligin ikinci yarısı başladı ama yönetimin bu hamleside tutmadı.
Tutmazdı elbette çünkü dünyanın hiç bir kulübünde bu kadar çok oyuncu transferi gerçekleştirip takımın kimyasını baştan aşağıya değiştiren takım başarılı olmamıştı.Kolay olan yolu değilde zor olan yolda ilerliyordu Samsunspor.Bu tabi biz Türklere özgü bir politika.İyi örnekler burnumuzun dibinde dururken biz kendi kafamıza göre takılırız.Biz free bir ülkeyiz nede olsa.Her neyse.İkinci yanlışta oyuncu tercihlerinde oldu.Geçen sezon takımda çok iyi bir ikili olan Zenke ve Agbetu bu sezon düşünülmedi.Sonradan oyuna girerek takımın çehresini değiştiren ve skora direk etki eden Abdulaziz Solmaz maalesef takımda tutulamadı.Yaşı ilerlemiş olsa da orta sahada takımın yükünü çeken Hakan Bayraktar'da gönderilen oyuncular arasındaydı.Takımda tutulan Zenke'den ise çok faydalanma yoluna gitmediler.Aldıkları oyuncular ligimizi tanımayan oyuncular olunca beklenen performans bir türlü gelmedi.Özellikle Bance üzerinde çok durdular ki buda Samsunspor'a çok zaman kaybettirdi.Sezon başında Bance yerine Gekas alınmış olsaydı bugün daha farklı olurlardı.
Şimdi Samsunspor'un yaptığı hataları daha iyi anlamak için onlarla beraber bu sezon lige çıkan diğer iki takımımıza bir göz atalım.Öncelik tabiki Mersin İdman Yurdu'nun.Bunun sebebi benim tuttuğum takım olduğu için değil ligi şampiyon bitirdiği için.Neyse övgüyü bırakıp konumuza dönelim.Mersin idman Yurdu'nun sezon öncesi politikası, bu ligi bilen tecrübeli oyunculardan kurulu bir takım oluşturmaktı.Bu minvalde önce Gaziantep sonrada Beşiktaş'ı çok iyi bir bahçe olarak kullandı.Hem yabancı tercihi hemde yerli oyuncu tercihi son derece yerindeydi.Özellikle ligimizdeki gol yollarındaki kısırlığı düşünerek Nobre alındı.Nobre'de attığı çok kritik gollerle takımına extra katkı sağladı.Orduspor ise Mersin İdman Yurdu'ndan farklı bir politika izleyerek maliyetli ama kaliteli isimlere yöneldi.Cluio, Stancu, Yalçın Ayhan, Hakan Özmert ve Fatih Tekke gibi ligimizin önemli isimlerinin yanına Gosso gibi çok kaliteli bir yabancı oyuncu kattı.Yeni çıkan her iki takımda başarılı bir takım iskeleti oluşturup mevcut teknik adamlarıyla yola çıkmanın meyvesini ligin ilk yarısında topladılar.Belki ligin ikinci yarısında performansları düştü ama ilk yarıdaki topladıkları puanlarla Samsunspor'a göre daha çok yol kat etmişlerdi.
Şimdi Samsunspor'un sezon öncesi aldıkları oyunculara bir göz atalım;
- Vladimir Petkovic (Young Boys)(Teknik direktör)
- Burak Çalık (Altay)
- Egidio Arevalo (Botafogo)
- Pal Lazar (Videoton Fehervar)
- Selim Teber (Kayserispor)
- Armağan Kuş (Kayserispor)
- Serdar Gürler (Sochaux)
- Andre Luiz Bahia (Feyenord)
- Hakan Arslan (Güngören Bld.)
- Banel Nicolita (Steaua Bucuresti)
- Valdomiro Dıarte Macedo ( Vitoria Setubal)
- Atilla Özmen (Bucaspor)
- Ekigho Ehiosun (Warri Wolves FC)
- Yenal Tuncer (Bursaspor)
- Mahmut Ertuğrul Taşkıran (Fenerbahçe)(Kiralık)
- Michael Fink (Beşiktaş)(Kiralık)
- Mustafa Sarp (Galatasaray)
- Anıl Dilaver (Galatasaray)(Kiralık)
- Ergün Teber (Kasımpaşaspor)
- Aristide Bance (Al Ahli)(Kiralık)
- Akaki Khubutia (Gaz Metan Medias)(Kiralık)
- Savaş Yılmaz (Kayserispor)
Peki Orduspor'un sezon öncesi aldığı oyunculara bir göz atalım;
- Fatih Tekke (Ankaragücü)
- Abdurrahman Dereli (Sivasspor)
- Sedat Bayrak (Sivasspor)
- Yalçın Ayhan (Gaziantepspor)
- Hakan Özmert (KDÇ Karabükspor)
- Murat Kalkan (Gençlerbirliği)
- Onur Tuncer (Bucaspor)
- Abdulkadir Kayalı (Fenerbahçe)
- Orkan Balkan (SpVgg Unterhaching)
- Gosso Jean-Jacques Gosso (AS Monaco)
- João Da Rocha Ribeiro (Vitória Guimarães SC – Kiralık)
- Juan Emmanuel Culio (Galatasaray SK – Kiralık)
- Sorin Bogdan Stancu (Galatasaray SK – Kiralık)
- Miguel Angelo Moita Garcia (Sporting Braga)
- Saso Fornezzi (SC Wiener Neustadt)
- Tobias Nickenig (VfL Osnabrück)
- Emmanuel Osei Banahene (Bechem Chelsea)
- Marcel Sergio Orpheo Zijler(HNK Rijeka)
- Wilfried Dalmat (FC Brugge)
Şimdi de Mersin İdman Yurdu'nun transferlerine bir göz atalım;
- Mustafa Keçeli (Bursaspor)
- Hakan Arıkan (Beşiktaş)
- Yannick Kamanan (Sivasspor)
- Erhan Güven(Beşiktaş)
- Cristian Rodrigo Zurita(Gaziantepspor)
- Wissem Ben Yahia(Clup African)
- Ibrahim Sehic (Zeljeznicar)
- Andre Moritz (Kayserispor)
- Mert Nobre (Beşiktaş)
- Kemal Bersis Çanak (Gençlerbirliği)
- Önder Turacı (Kayserispor)(Sözleşmesi Fesih Edildi)
- Ferdi Coşkun (Gaziantepspor)
- Çağdaş Atan (Basel)
- İbrahim Kaş (Bursaspor)(Kiralık)
- Beto (Bucaspor)
- Hakan Bayraktar (Samsunspor)
- Matthew Amoah (Nac Breda)
| Hakan Arıkan, Çağdaş, Mustafa Keçeli, İbrahim Kaş, Erhan Güven, Hakan Bayraktar, Nobre gibi tecrübeli ve şampiyonluklar yaşamış isimlerin yanına, yine ligimizi bilen Zurita, Beto, Moritz gibi yabancıları ve Sehic, Ben Yahia ve Amoah gibi kaliteli yabancıları kadrolarına kattılar.Hepsinden maksimum verim alma yolunda başarılıda oldular.Ayrıca mevcut kadroda, Hasan Üçüncü ve Erman Özgür gibi tecrübelileri kadroda tutarak yola devam dediler.En başta Nurullah Sağlam ile 3 yıllık yeni bir sözleşme yaptılar. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Şimdi 21.hafta itibariyle puan durumlarına bir göz atalım.Neden 21. hafta derseniz Petkovic'in görevine bu haftada son verildi. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Samsunspor 21 maçta 3 galibiyet, 7 beraberlik ve 11 mağlubiyet alarak 16 puan toplamış.Sıralamadaki yeri ise 17.Orduspor, 21 maçta 5 galibiyet, 7 beraberlik ve 9 mağlubiyet alarak 22 puan toplamış.Sıralamadaki yeri ise 15.Mersin İdman Yurdu ise daha başarılı bir grafik çizerek 21 maçta 7 galibiyet, 6 beraberlik ve 8 mağlubiyet alarak 27 puan toplamış.Sıralamadaki yeri ise 8. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Orduspor ve Mersin İdman Yurdu'da zaman zaman başarısız grafik çizdi ama sezon başı doğru planlama yapmaları onları bu sezon ligde tuttu.Kim bilir belki önümüzdeki sezon bu kaderi onlarda yaşayabilirler.Çünkü burası Türkiye burda yarın ne olacağını kimse bilemiyor.Buna bir örnekte Karabükspor olabilir.Çıktıkları sene Yücel İldiz ile mevcut kadroyu koruyarak ve tecrübeli isimleri kadroya katarak lige başlamış ve ligin sürpriz takımı olmuşlardı.Bu sezon ise yine bize has olan yanlış transfer hastalığına düşüp onlarda çok sıkıntılı günler yaşadılar.Şansları bu sezon onların yanındaydı ama gelecek sezon için ne olur bilemiyoruz. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Şunuda unutmamak gerekir ki Samsunspor Yönetimi, yanlış teknik ekip, yanlış futbolcu tercihelerini sezonun ikinci yarısının hemen başında düzeltme yoluna gitti ama Adnan Sezgin ile yollarını ayırmakta epey geç kaldılar. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Ve son sözümüz; | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ''Futbol için ne kadar yetenekli olursanız olun, doğru teknik adamla çalışmazsanız işler zaman zaman ters gidebiliyor.'' | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Johan ELMANDER | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Saygılarımla... | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Onur ERTÜK | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
18 Mart 2012 Pazar
Miy : 2 - İbb : 0 # Bitsede Gitsek
Tribünleri bir kenara bırakıp sahadaki mücadeleye bakıyorum onlarda maç bitse de gitsek havasındalar.Allah'tan maçın başında golü buldukta biraz olsun rahatladık.Rakibimiz geriye düştüğü maçlarda çok zorlanan bir takım olmasa belki 3 puanı zor alırdık.Zaten ikinci golümüzden önce İbb'li Mahmut topu ıskalamasa maç 1-1 bitebilirdi.Dönüşünde Bueno frikikten attı ve maç 2-0 bitti.Bueno takıma katılalı 14 hafta oldu ama ilk defa bir faydası oldu.Attığı gol güzeldi.Haftalar sonra Nduka'yı da sahada gördüm oda başka bir güzeldi.Sehic'te kaldığı yerden devam etti.Bu kaleyi gerçekten hak ediyor.Hakan ne kadar formda olursa olsun Sehic kadar güven vermiyor.
Maç sonunda röportajlarda ise Nurullah Hoca play-off şansımız sürüyor dedi.Bir hedefimizin olması güzel ama bunu sahadaki mücadeleye de yansıtmamız lazım.Maçta güzel olmayan şeylerde yaşandı.Burak Yılmaz'ın en çok korktuğu ve futbol severlerin ''kasap'' olarak nitelediği İbb'li defans oyuncusu Zayette'nin kolu kırıldı.Kendisine acil şifalar diliyorum.Bir başka üzücü olay ise Joseph Boum'un sakatlanarak oyundan çıkmasıydı.Benim alışık olmadığım bir durum.Boum istikrarlı ve çok faydalı bir isim.Bugün bu ligde kalabildiysek bunu en çok ona borçluyuz.Umarım ciddi bir sakatlığı yoktur.
Joseph dışında bu hafta iki oyuncumuzda cezalı duruma düştü.Haftaya zorlu bir Samsun deplasmanı var.Onlarda bugün zor bir maça çıkacaklar.Kaybederlerse haftaya bizimle formalite maçına çıkarlar ki bizim için güzel bir durum olur.Bugün Kayseri karşısında kader maçlarını kazanırlarsa haftaya bizi epey zorlarlar.Umarım bugün ki sonuçlar bizim lehimize olur.Saygılarımla...
3 Mart 2012 Cumartesi
Amaç Ne? Play-Off mu? Yoksa?
28 Şubat 2012 Salı
Şeytanlar Grubu Orduspor Maç Organizasyonu
Aydın Demirci
26 Şubat 2012 Pazar
Her Maç Deplasmanda Olsa!
Keşke her hafta deplasmanda oynasak diyorum!
Mizah bir yana her ne hikmetse emektar stadımızda, özellikle Nurullah Hoca döneminde kazanamamak gelenek haline geldi.Allah'tan deplasmanda panter kesiliyoruz da...
Bu sezon fırtına gibi esen Galatasaray, geçen sezon 27. haftada bizim gibi 33 puandaydı ama düşme tehlikesi yoktu.Bu sezon düşme çıtası yükseldi.Yani biz 27. haftada nerdeyse düşmeme havasına büründük.Evet sezonun ilk yarısında iyi puanlar topladık ama sezonun ikinci yarısında deyim yerindeyse resmen çöktük.Bizimle aynı kaderi yaşayan Manisa ile birlikte birden potaya girdik.Biraz dikkatli olsak belki bugün bu cümleleri kurmuyor ve play off şansımızı konuşuyor olacaktık.Olmadı...
Saha içi şansızlıkların yanı sıra birde saha dışı faktörlerle uğraştık.Planlamadığımız işler çıktı karşımıza.Üst üste 6 maç kaybettik gittik tüm olumsuzluklara rağmen deplasmanda Beşiktaş'ı yendik.Geldik içerde Sivas'tan 5 yedik gittik çok formda bir Gençlerbirliği'ni deplasmanda yendik.Geldik 10 kişi ile Galatasaray karşısında beraberlik gölünü attık, yetinmeyip top yekûn hücuma çıktık kalemizde iki gol birden gördük.17. hafta bittiğinde Avrupa hesapları yaparken 27. haftada düşme tehlikesini ensemizde hissettik.Biz gerçekten enteresan bir takımız.Bu hafta Trabzonspor'u deplasmanda yendik ama cumartesi günü Ordu maçı için neler olacağını hiç birimiz kestiremiyoruz.Belki sadece biz değil hiç kimse kestiremiyordur.Sahamızda gerçekten çok istikrarsısız.
Bugün ise istikrarlı olduğumuz alanda yani bir deplasmanı daha puanla kapattık.Bu güzel galibiyetin tadını çıkaralım tabiki cumartesiye kadar!..
Son söz olaraktan, Trabzon doğumlu ve Trabzonspor'lu olduğunu beşikteki bebeğin bile bildiği Hasan Üçüncü'nün attığı hayati golü ve golün arkasından yaşadığı ve yaşattığı duygu, bize kaybettiğimiz bir değeri tekrar hatırlatır.Umarım...
Hasan DOĞAN
23 Şubat 2012 Perşembe
Ne Yeriydi Ne De Zamanı!
Ziraat Bankası memuru İbrahim Yekta, Numune Mektebi öğretmeni İbrahim Bigam, Tahmil Tahliye memuru Edip Buran, memur İhsan Dağıstan, 23. Alay yaveri Üstteğmen Hasan Tahsin, ticarethane sahibi Hamit Abey, tüccar Hakkı Cemal Üçer, tüccar Hayri Güntekin, gümrük memuru Rauf Süleymaniyeli, gümrük memuru Sami İstanbullu, posta memuru Semih Can, tüccar Ömer Cevdet Türkmenelili, iskele memuru Asım Güler, tüccar Fevzi Serdengeçti, vapur kumpanyası sahibi Kazım Kırzade, Ticaret Odası memuru Lütfi Resimci, tüccar Muhammer Yeğin, 23. Alay İşae Subayı Mustafa Lütfü, Muhasip Muhip Batıbeki ve Gümrük memuru Necati Salim tarafından 16 Ağustos 1925 Perşembe günü kuruldu.
Dün ise bu kulübü kuran O ''Değerli'' insanların her birinin kemikleri sızladı adeta...
Sebebi ise tamamen duygusal...
86 yıllık dev bir çınardır...Mersin İdman Yurdu!
Geldiği nokta ise gerçekten çok üzücü.
Bazen şu Süperlige keşke çıkmasaydık diyorum.Alt liglerde kalsak belki bu kadar derinden yaralanmazdık.
Biz son 10 senede çok şey gördük.Birçok kez son maçlarda kaybettik, bir çok kez son maçlarda kazandık.Ligden düştük, şampiyon olduk.Sevindik, çoştuk, ağladık, hüzünlendik, biber gazı yedik, dayak yedik, yağmur yedik, üşüdük, ıslandık yaşanacak bir çok manevi duyguyu biz bu kulüple yaşadık ama hiçbir zaman dün kü olaylar kadar derinden yaralanmadık.
Her ne kadar haklı olursanız olun, zamanlamanız ve bulunduğunuz ortam yanlıştı.Hafta sonunda oynayacağımız çok önemli bir maç öncesi ve de tüm medyanın gözü bizim üstümüzde iken yapmayacaktınız bu eylemi.Hele ki karşınızda böyle bir protokol varken.
Hanginiz aç kaldı da dilenmeye çıktı?
Kimin parası kaldı ki bu kulüpte?
Eylemde başı çekenlere bir bakalım...Nobre, İbrahim Kaş ve Zurita.
Hepsi bu takıma geleli 1 yıl bile olmamış.
Sadece onlar mı?
Mustafa Keçeli, Beto, Çağdaş, Erhan Güven, Hakan Arıkan, Sehic, Erdal Kılıçaslan...
Hangisi bu takımın geleneklerini öğrenmiş ki?
Hangisi bu Arma'ya gerçekten sevdalanmış ki?
Nobre değil miydi devre arası yuvasını özleyip te gitmek için can atan.
Hadi Fenerbahçe'ye gittiğinde parasını alamayınca böyle bir eylem yapsında göreyim.
Sadece Nobre değil hiç bir futbolcu İstanbul takımlarında iken böyle bir eyleme kalkışabilir mi?
Sadece Mersin İdman Yurdu'nda değil bir çok kulüpte ödeme zorluğu var.
Kabul etmek gerekir ki futbolcularda haklıdır.
Ama bunu başka bir şekilde başka bir zamanda yapmalıydılar.
Galatasaray zamanında Avrupa Şampiyonu olduğunda kaç futbolcuna ödeme yapabiliyordu ki.
Sadece Galatasaray değil bir çok kulüp zamanında ödemelerde sıkıntı yaşadı.Yaşayabilirde.Normaldir.
Dün yaptığınız eylem sanmayın ki Ali Kahramanlı, Vali, Belediye Başkanı yada bir başka yöneticiye karşıdır.Dün yaptığınız eylem Mersin İdman Yurdu'na karşıdır.86 yıllık bir kulübe karşıdır.Başkanda, yönetimde, valide, belediye başkanıda, futbolcuda, teknik direktörde gelir geçer ama Mersin İdman Yurdu her daim yerinde kalır.Yöneticisinden taraftarına, teknik direktöründen malzemecisine kadar kimsenin kendisini bu kulüpten daha büyük görme lüksü yoktur.Bu kulübe mensup her birey attığı adımı hesaplayarak atmalıdır.Yaptığı hareketleri, yaşadığı hayatı bile bu kulübe yakışır şekilde yaşamalıdır.Kimsenin Mersin İdman Yurdu'nu basına malzeme yapmaya hakkıda yoktur.
Şimdi asıl olay ise, yönetimin bu ayıbı nasıl temizleyeceğidir.Acaba yönetim üstüne düşeni yapabilecek midir?
Sezon başındaki bilet politikasından sonra u dönüşü yaptıkları gibi acaba yine u dönüşü yaparlar mı?
Boykotun Perde Arkası
17 Şubat 2012 Cuma
Tarafsız Olun! // Miy :1 - Gs:3
Hakemleri eleştirmeyelim, tamam!...
Peki;
-5. hafta Kayserispor maçı hakem Tolga Özkalfa dk 50 kırmızı kart: İlhan Özbay
-15. hafta Samsunspor maçı hakem Tolga Özkalfa dk 90+ kırmızı kart : Mert Nobre
-27. hafta Galatasaray maçı hakem Tolga Özkalfa dk 57 kırmızı kart: Barış Ataş
Yönettiği hemen her maçımızda kırmızı kartını bizden hiç esirgememiş.Şimdi gelde bunları tartışma...
Bize çaldığın penaltıyı Galatasaray'a çalabilir miydin Sayın Özkalfa!...
Barış'a her iki pozisyonda gösterdiğin kartları aynı şekilde Selçuk İnan'a gösterebilir miydin Sayın Özkalfa!..
Nurullah Sağlam'da maç sonunda bunları söylemiş ve son noktayı koymuş;''SIKARDI''
13 Şubat 2012 Pazartesi
Mersin İdman Yurdu'na Adanmış Hayat
Tekildir “kendini adamak” zira “vazgeçmeyi” gerektirir geri kalan her şeyden. İşte bu yüzden çoğuldur vazgeçmek. Koca bir ömrü, bir hayatı; tek bir arma, bir forma, bir kadın, bir ülkü ve daha uğruna adanmaya layık görülen her ne varsa onun uğruna adayanlara ithafendir bu satırlar… Özel olarak da Mersin İdman Yurdu Onursal Menajeri Hacı Bayram Birinci’ye…
Çocukluğumdan hatırlarım; tribüne girer girmez gözlerim sahada Hacı amcayı arardı acaba bugün ne giymiş diye. Kravatından ayakkabısına, çorabından yüzüğüne kadar kırmızı lacivertten başka hiçbir renk giymemiş bu adam hep kurcalardı kafamı, “bir insan nasıl bu kadar sevebilir ?” diye. Her maçta üstündekilerin detaylarını incelerken başladım “uğruna adanmış hayatlar” üstünde düşünmeye. Mersin İdman Yurdu sevgimin ete kemiğe bürünmüş hali, sembolü oldu ben farkına varmadan.
Neredeyse yarım asırdır kulübün her kademesinde görev alan, tek bir maç bile kaçırmayan, hayatında kırmızı lacivertten başka bir renk giymemiş olan bir adam Hacı Bayram Birinci. Futbola ve İdman Yurdu’na toprak sahalarda hakiki meşinden gülle gibi toplar rant için, para için değil; aşk için, tutku için yuvarlanırken tutulan bir sevdalı. Bu adam, simgesiydi adeta gözümde sevdiğin uğruna ailen dahil olmak üzere her şeyi ama her şeyi ikinci plana atmanın ne demek olduğunun ! Sonra biz büyüdük ve kirlendi dünya…
30’lu yaşlarının başlarındaki bizler ve daha yaşlılar en şanslıları bu güzel oyunun. Mersin’de Hacı Bayram Birinci’ler, Galatasaray’da Karıncaezmez Şevki’ler, Beşiktaş’ta Süleyman Seba’lar, Fenerbahçe’de Lefter’ler gibi sevemedik, uğruna adayamadık belki hayatımızı ama onlarla sevdik biz de futbolu. Onlarda gördük aşkı ve feda etmeyi. Bugünkü çocuklar uzay teknolojisi formaları ve rengarenk kramponları dijital görüntü kalitesi ile izliyorlar ama maç bitip televizyon kapandığında akıllarda kalan tek şey bir gün onlar kadar para kazanıp ünlü olmak galiba. Ya da yenildiğin rakibine duyulan nefret ve intikam duygusu. Ama ne olursa olsun en büyük fark adanmışlıkta bence. Hayat o kadar hızlı ve çoğul ki artık, hiçbir şeyden vazgeçilmiyor ya da topyekun her şeyden vazgeçiliyor…
Mersinli olduğum için ve kendisini tanıma fırsatını bulduğum için anlattım Hacı Amca’yı ama eminim her kulübün vardır bir Hacı Bayram Birinci’si. Samsunspor’un, Diyarbakırspor’un, Edirnespor’un adanmış hayatları. Onları tanımamız, tanıtmamız lazım bu endüstriyel ve sanal dünyayı yıkayıp temizlemek için. Belki o zaman çocuklar severler bu oyunu, bu sporu, bu hayatı olması gerektiği gibi safça ve çocukça. Belki o zaman yeni Hacı Bayram’lar her seferinde soyunma tünelinin önünde bekleyip alkışlayarak çıkarır takımı sahaya. Her babayiğidin harcı değildir ömrünü bir armanın peşinde adamak. Ama en azından güzelce ve hakkıyla severler bu oyunu ve o her biri birbirinden değerli armaları. İçten ve karşılıksız…
Not : Yukarıdaki fotoğraf zorlu kış şartlarında gidilmeye çalışılan bir Bolu deplasmanı öncesi çekilmiştir.
Levent Öcal / futboladair.com
5 Şubat 2012 Pazar
2 Şubat 2012 Perşembe
Aradığımız Tamda Buydu! // Bjk :0 - Miy :1

Önce rakipten başlayalım.Kayseri mağlubiyeti sonrası Beşiktaş hakkında, takıma yakışmayan bir çok oyuıncu var demiş ama isim vermemiştim.Bugün isim vermek istedim.Tepkide alsak muhim değil.Bu takıma yakışmayan oyuncuların başında Q7 geliyor.Bir insan her ne nedenden ötürü meslektaşını direk sakatlamaya teşebbüs eder.Önce rakip alanda sağ taç çizgisine yakın bir yerde Erhan Güven'e niyetlendi.Yarım kaldı.Hakem faulü gördü ama kart çıkarmadı.Daha sonra ceza sahası civarında kaptırdığı topran sonra Danilo'ya çift daldı.Allah tarafından oyuncumuza bir şey olmadı.Peki ya olsaydı? Arkadaş bu ne kin bu ne nefret.Sen senede 3-4 milyon alıyorsun, kazandığın parayla her türlü zevkini gideriyorsun ve yapacak başka bir iş bulamayınca meslektaşını katletmeye çalışıyorsun.Ortada pozisyon yok.Topu kaptırmışsın daha ne amaçla meslektaşının ayağını kırmaya çabalıyorsun.Sevgili Ata'mızın dediği gibi, bize önce sporcunun ahlaklısı lazım!
Sadece Beşiktaş'ta değil diğer takımlarımızda da ahlaksız sporcular mevcut.Mesela Fenerbahçe'de Alex.Dün resmen iki kez arka arkaya direk olarak sakatlama amacıyla Samsunlu futbolculara daldı.Hem de göstere göstere aynı pozisyonda.Bir gün önce Galatasaray'da Elmander, bir gün sonra Alex, Q7, Baroni, Fernandes vs...Dikkat edin hem yıllık maliyeti yüksek ve el üstünde tutulan isimler.Taraftarın neredeyse taptığı isimler.Bir dönem İsmail Güldüren vardı.Bursaspor, Fenerbahçe, Ankaraspor, Konyaspor, Gençlerbirliği gibi takımlarda oynadı.Bilenler bir hayli fazladır aslında.Çünkü sahada yapmadık çirkeflik bırakmazdı.Maç sonunda spikerler sordukalarında 'Ben bir Sergen ya da Hagi değilim, ben sahada mücadelemle ayakta kalıyorum.' gibisinden saçma sapan ve itici bir yorum yapardı.Eminim ki İsmail Güldüren'i hatırlayanlar futbolundan çok yaptığı çirkefliklerle hatırlıyordur tıpkı benim gibi.
Neyse birazda maça dönelim.Dün gece İnönü'deki ilk galibiyetimizi aldık.7 maçlık mağlubiyet serisinden sonra aslında tamda aradığımız puandı.Bu 3 puan külçe külçe altından daha değerli şu anda bizim için.Geçen hafta Kadıköy'de ikinci yarı iyi oyunumuzla puanı hak etmiştik ama kısmet bu haftaya imiş.Maçtan önce rakip tam istediğimiz kıvamdaydı.Önemli eksiklikleri ve yorgun bir takım vardı karşımızda.Birde hafta sonu derbi oynayacakları için ister istemez mental olarak kafalar o maçtaydı.Tabi en önemli gücü olan taraftarından da yoksundu.Gerçi bayan taraftarlarda çok organizelerdi ama dolu bir stadın atmosferi farklı olurdu.Nurullah Hoca'da bir çok eksiklikten ötürü maça 4-6-0 taktiğiyle çıktı.Zaman zaman Erdal, zaman zamanda Moritz santrafor görevini üstlendi.Erdal, sakatlanana kadar gayet başarılı idi.Moritz ise 62. dakikada oyundan alındı.Çıkarken homurdanması gözümden kaçmadı.Bu homurdanma ilk değil.Kendine çeki düzen vermesi gerekli.
Çok zevkli bir maç olmadı ama mücadele gücü yüksekti.Joseph her zamanki gibi harikaydı.Lig biter bitmez Beşiktaş'ın transfer teklifi yapacağı ilk stoper olacağını düşünüyorum!Keçeli'de her hafta daha yukarı çıkan bir performans sergiliyor.Erhan Güven, defansif olarak iyi ama hücumda bal yapmayan arı olmaya devam ediyor.Çağdaş'ta Joseph ile uyumunu devam ettiriyor.Yeni transfer Barış çokta sırıtmadı takımda.Zurita yine aynı Zurita idi.Üzerine düşeni yapmaya çalıştı.Danilo ise çok hareketli bileklerine hakim ve ayağına top yakışan bir oyuncu ama hala Ben Yahia'yı arıyor gözlerim.Birde bu maçta sağ kanatta oynayan Liberyalı bir oyuncu vardı.Goldeki pası iyiydi ama bu O'na olan kırgınlığımı geçirmedi henüz.Bakalım Sivas maçında nasıl bir tepkiyle karşılaşacak.
29 Ocak 2012 Pazar
Teslimiyet! // Fenerbahçe : 2 - M.İ. Yurdu : 1
5 haftalık mağlubiyet serisinin ardından Kadıköy'de Fenerbahçe karşısına çıktık.Bienvenu'nun golü bariz ofsayttı ama kalecimizde dahil hiç bir oyuncumuz itiraz dahi etmedi.Hem de 8. dakikada golü yemiş olmamıza rağmen.Neden? Çünkü biz Fenerbahçe karşısına çıkarken maçı kafamızda kaybetmiştik.İnanmamıştık çünkü.Maç bitsede eve gitsek havasındaydık.Zaten bu takımın en iyi ve en başarılı oyuncularının başında gelen Joseph Boum'da maç sonunda verdiği röpotajda bunu açıklar gibiydi; ''Biz ilk yarıda maça inanmamıştık fakat devre arası hocamız bağırınca kendimize geldik.''Çok manidar bir açıklama aslında...
Lig tarihi boyunca bir üst lige çıkıp, kadrosunu baştan aşağıya yenileyen ve ligde kalan takım, sanırım çok azdır.Sezon başlarken kadrosunu baştan aşağı yenileyen takımlardan biride Mersin İdman Yurdu'muzdu.Ama biz ligin ilk yarısı bittiğinde Avrupa'ya gitme hesapları yapıyorduk! An itibariyle farklı hesaplar yapmaya başladık ki buda futbolun doğasında olan bir ayrıcalık olsa gerek.Futbol takım oyunudur ve biz bunu ligin ilk yarısında sahaya çok iyi yansıttık.Maçlarda futbol şansımız yanımızdaydı.Ayrıca Sehiç ve Boum'un üstün performansı sayesinde çok iyi puanlar kazandık.Uzun süreli mağlup olmama serisi yakaladık.Başkanımız, futbolcularımız, teknik ekibimizi omuzlarda taşıdık.Derken sezonun ikinci yarısı başladı.Kadromuz çeşitli sebeplerden ötürü daraldı.Bazı maçlara 16-17 kişilik kadrolarla çıktık.Rakiplerimiz çok iyi transferler yaparken biz mevcut kadromuzu dahi zor koruduk.Kadronun yaşlı olmasından dolayı uzun süreli sakatlıklar oldu ve halada oluyor.Maddi imkansızlıklardan ötürü çok üst düzey transfer yapamadık.Rakiplerimiz, Gekasları, Hasan Kabzeleri aldı.Bir çoğu 5-6 transfer yaptı ama biz imkanlar ölçüsünde transfer yapabildik.Eksik bölgelerimizi çokta takviye edemedik.Takım içeresinde çözüm üretmeye çalıştık fakat tutmadı.
Şansızlıklarda yakamızı bırakmadı bir türlü.Sakatlıktı, verilmeyen gollerdi, fiksür dezavantıjıydı derken 6 maçlık bir mağlubiyet serisi yakaladık.Peki bu noktaya geldik diye pes mi edeceğiz.Joseph Boum'un maç sonunda dediği gibi, artık maçlara inançsız mı çıkacağız?
HAYIR!.. Biz bugünlere kolay gelmedik.Asla teslim olmadık.Teslimiyet duygusunu bir an bile aklımıza getirmedik.Kızdık, kırıldık, darıldık ama asla küsmedik, teslim de olmadık.Dün nasıl yanınızda olduysak, yarın da yanınızda olacağız.Her zaman enseniz de Kırmızı Şeytanlar'ın nefesini hissedeceksiniz.Biz asla pes etmedik etmeyiz de. 6 maç değil 60 maç yenilseniz de biz asla yılmayız. Otobüslere sığmaz, bagajlar da gideriz deplasmanlara ama asla yalnız kalmazsınız bu davada.Siz yeter ki bu davaya inanın.Teslimiyet duygusunu aklınıza getirmeyin.Kendinize gelin.İlla ki birinin sizi dürtmesi gerekiyorsa bunu biz her zaman yaparız.Bizim sizden istediğimiz onurlu ve hırslı bir mücadele.Aldığınız da sattığınız da gözümüz yok.Bize Şanslı Sevdamız yetiyor fakat siz sahaya bir şey yansıtmazsanız buda bizim zorumuza gidiyor.Bu formaya layık olun.
Bu formaya layık olmayanlar, yuvasına dönmek isteyenlere kapımız açık.Nasıl ki gönlümüzde vazgeçilmez yaptıysak, vazgeçmesini de biliriz.Bu ''Forma Aşkı'' bu ''Arma Aşkı'' ne parayla ne de başka bir maddi değerle ölçülmez.Maneviyatı büyüktür, kutsaldır.Aslında bir tek malum şahıs değil, isim isim bu formaya layık olmayanları teşhir etmek gerekli ama bunun şuanda takıma hiçbir faydası olmaz.Şu anda ortada bir suçlu var ve bu suçlu Nurullah Sağlam değil.O kendi payına düşeni geçen hafta yerine getirdi.Bizim Sağlam'a inancımız ''SAĞLAM''dır.Asıl suçlulara gelince; 'Siz yeter ki Mersin İdman Yurdu ruhunu sahaya yansıtın.Bizim sizden istediğimiz sadece budur.'
Son söz;
Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Mevlana Celaleddin Rumi



















