Türkiye Milli Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Milli Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2011 Cuma

Milli Takımımız & Abdullah Avcı / Maksimir Stadı'nın tesiri!

Maksimir Stadı tarihi bir stad ve sadece futbol oynanmadı orda.

Mesela Hırvatların bağımsızlık ateşini yakan tekme orda atıldı.

Mesela Hırvatların aykırı çocuğu Dpric eski playboy güzeli karısıyla İngiltere maçı öncesinde orda sevişti.

Peki bize bu stadın tesiri ne?Bana öyle geliyor ki bu stadı bizim bazı milli oyuncularımız asla unutmayacaklar.Kim mi?

Mesela Ömer Toprak...
İlk Milli maçına bu stadda çıktı.İlk defa oynadığı arkadaşlarıyla uyumu sayesinde harika bir performans gösterdi.Belki çok erken konuşuyoruz ama uzun zamandır aradığımız bir stopere sahip olmamamız çok yakındır.Gerçekten O'nu izlerken gurur duydum.Sadece Ömer'le değil, İsmail ile, Sinan ile...Bu stadda gösterdikleri performans ile belkide Ayyıldızlı formanın müdavimi olacaklardır.Şimdilik zamana bırakalım.

O maç geride kaldı ve şampiyona biletini alamadık.Hiddink'ide kibarca kovduk.Daha evvel Terim'i kovduğumuz gibi, Güneş'i kovduğumuz gibi, Yanal'ı kovduğumuz gibi.Dün atılan bu imzaya en çok karşı gelenlerden biride bendim sanırım.Abdullah Avcı'nın Milli Takım için erken olduğunu hatta Hiddink'in gönderilmemesi gerektiğini düşünüyordum.Artık düşüncelerimin bir önemi kalmadı.

Abdullah Avcı'yı istememe nedenimi daha önceki yazımda kısaca anlatmıştım.Saha dışı faktörler, sürekli karşısına çıkacak ve yıpranmaması gereken bir isim olan Avcı, belki de bir daha Türk Futboluna hizmet edemeyecekti.Ben O'nu hep İBB ile oynadığı güzel futbol ve U17 ile yakaladığı başarılarla hatırlamak istiyordum ama olmadı.Bu görevide kendisi istedi.Umarım hayırlısı olur her iki tarafada.

Şimdi artık düşüncelerimizi bir kenara bırakıp yeni bir heyecanın içerisindeyiz.Rövanş maçında Zagreb'te oyuncularımızın performansı gerçekten iyiydi.Tabi rakibimizinde ilk maçta yakaladığı skor avantajı, maça direk etki etti.Her şeye rağmen o maçtan sonra ümitlenmemek elde değil.Artık değişimde başladığına göre önümüze nasıl bakarız onu tartışmalıyız.

Şimdi balık baştan kokar dedik ve en baştan itibaren değişime başladık.Her ne olursa olsun Avcı'ya sürekli destek olmamız gerekiyor.Basına, medyaya, spor adamları ve yöneticilere büyük iş düşüyor.Avcı'yı av olarak görmemeliler, tercihlerine saygı duymalılar.Nihayetinde Abdullah Avcı'nın genç milli takımlarda belli bir kariyeri var ve oyuncu tercihleride bu yönde olacaktır.

Oyuncu havuzumuz çok geniş değil tartışmalarına katılmıyorum ama oyuncularımızın profesyonellik anlayışının Avrupalı meslektaşlarının gerisinde olduğu düşüncesinde hemfikirim.Bunun en bariz örneği, Hırvatlarla oynanan iki maçta gördüğümüz sarı kartlardır.Kim ne pahasına olursa olsun hem rakibine, hem takım arkadaşına hem de taraftarlara karşı saygılı olmak zorundadır.Kimse kendisini Milli Takım forması altındayken vazgeçilmez sanmamalı.Oynadığı kulübün başkanının ve yönetiminin desteğini arkasına alarak kabadayılık yapmamalı.

Şimdi artık geriye bakmayı bırakıp biraz da önümüze bakmalıyız.Gelecek milli takımımız nasıl olur diye bir beyin fırtınası yapalım istedim.Önce kalemizden başlayalım.Volkan Demirel bir kaleci için yaşının genç (29) olmasına rağmen yaşadığı ve yaşattığı sıkıntılardan dolayı milli formadan biraz olsun uzaklaştırılmalı.Arkasından çok yetenekli kalecilerimiz geliyor ki şu anda gerçekten çok formdalar.Tolga Zengin, Onur Recep Kıvrak, Sinan Bolat, Cenk Gönen, İlker Avcıbay, Özkan Karabulut gibi ligimizde de sürekli oynayan geniş bir kaleci havuzumuz mevcut.İçlerinden ben son zamanlarda gösterdiği performansla Tolga, Sinan ve İlker Avcıbay'ı çok beğeniyorum.Özellikle İlker Avcıbay bana göre devamlılığıyla bir şansı hak edenlerden.Kaleci konusunda artık İstanbul dışına çıkılmalı diye düşünüyorum.

Defans hattımızda stoperde de yeni yüzler görmek isteyenlerdenim.Sürekli sakatlıklarla boğuşan Gökhan Zan ve sürekli tartışılan bir Servet Çetin'de dinlendirilmeli.İbrahim Toraman hiç düşünülmemeli.Bu bölgede Ömer Toprak'ın bizi tercih etmesi büyük avantaj.Vizyonu ve oyun görüşü bakımından formayı ilk hak edenlerden.Yanında ''Serdar Aziz'' gibi mücadeleci ve devamlılığı iyi olan hava toplarında etkili bir isim harika olur.Egemen,Giray ve geriden gelen Semih Kaya, Serdar Kesimal, Aykut Demir, Ersan Gülüm'de bu mevkide diğer alternatifler olarak görülebilir.

Defans hattımızda beklerde ise çok alternatifler mevcut değil.Burda bir yenilenme zor görünmekte.Mevcut sağ beklerimiz Gökhan Gönül, Sabri, Serkan Balcı.Bu isimlere alternatif olarak belki G.Birliği'nden Mahmut Boz'u ekleyebiliriz.Sol bekte de aynı alternatifsizlik söz konusu.Mevcut isimler; Hakan Balta ve zaman zaman İsmail Köybaşı.Bu iki isime alternatif Çağlar Birinci, Hasan Ali Kaldırım ve Musa Nizam düşünülebilir.Bana göre Hakan Balta ve Çağlar bu bölgede ilk tercih olmamalı.Kayserili Hasan Ali geçen sezon 34 maçta 33 kez forma giydi.İsmail ve Hasan Ali bu bölgede ilk düşünülmesi gereken isimler olmalı.Buraya son isim ise Sivaslı Ziya olabilir ama çok zor bir ihtimal olur.

Orta saha ise alternatifi çok bol olan bölgemiz konumunda.Göbekte, Mehmet Topal, Selçuk İnan, Nuri Şahin, Tunay Torun, Necip Uysal, Alper Potuk, Yekta Kurtuluş, Yiğit İncedemir, Okay Yokuşlu gibi say say bitmez bir madenimiz var.Tabi hepsi işlenmiş ve hazır oyuncular değil ama işlendiği taktirde hepsi birer mücevher olacaklardır.Kanatlarda ise Gökhan Töre, Hamit Altıntop, Caner Erkin, Kazım Kazım, Olcan Adın, Arda Turan, Ömer Şişmanoğlu, Mehmet Ekici, Yiğit Gökoğlan gibi önemli isimler mevcut.Bu isimlerden Kazım ilk tercih olmamalı bana göre.İyi bir yedek olarak düşünülebilir.Hamit ise mental olarak bir çöküntü sürecine girmiş gibi.İyi bir rehabiliteden sonra düşünülmeli.Keza Arda'da yıldız statüsünü erken kazananlardan.Son zamanlarda ki davranışları biraz tepki çekti.Dikkati çekilmeli.

Forvet hattımızda da bolluk söz konusu ama varlık içinde yokluk mücadelesi veriyoruz.Hiddink dönemindeki aslındaki en büyük sorunumuz gol atamamaktı.Bunu Avcı ile acil çözmemiz gerekli.Bu bölgedeki isimlere gelecek olursak formayı en çok hakeden isim olan Burak yine ilk tercih olmalı.Mevlüt Erdinç takıma Fransız kalmamalı.Mevlüt hali hazırda en potansiyel sahibi isimlerden.Cenk Tosun'u yavaş yavaş takıma hazırlamalı.Formsuzluğu var ama kalitesi ve kumaşı ortada olan bir isim.Diğer alternatifler ise Umut Bulut, Sercan Yıldırım, Semih Şentürk, Mustafa Pektemek, Hurşut Meriç gibi düşünülebilir.Bu isimlere de sabırla beklenen süreler verilmeli.

Genel olarak bakıldığında eski ve yeni isimler olarak bu oyuncularımızı sayabiliriz.Tabi burda benim gözden kaçırdığım isimler olabilir.Bana göre milli takım havuzundaki oyuncu sayısı 40 ile sınırlandırılmalı.Zaten çok sık oynamadıkları için tam takım olamamanın verdiği sıkıntılar mevcut.Birde bu sıkıntıya sürekli değişen isimleri eklersek asla takım olamayız.İyisiyle kötüsüyle Hiddink dönemi bitti ve artık önümüze bakmalıyız.Eskiden şikayet ettiğimiz bir konu olan, oyuncularımızın takımlarında oynamadığı sıkıntısıda artık geride kalmış gibi.Mevcut genç oyuncularımız takımlarında sürekli oynayan isimler.Yani bahanelerden biri gitmiş durumda.

Ayrıca Hiddink döneminde ki bir önemli kazancımız ise takım savunması olgusu.Bunun temelini Hollandalı bize azda olsa öğretti.İlerleyen dönemlerde bunun meyvesini yiyeceğimizi düşünüyorum.Avrupadaki gurbetçilerimizde ise önemli atılımlar yaparak kendi safımıza çekmiş durumdayız ki buda bir başka olumlu gelişme.Burda ne kadar eleştirsek te Hiddink'in hakkını vermeliyiz.Şimdi sıkıntılarımızı bir kenara bırakıp yeni oluşuma destek vermeliyiz.Tabi bu oluşumun hayalini sadece biz kurmuyoruz.Eminim ki Abdullah Avcı'da bir değişimi düşünüyordur.Zaten onun için bu göreve getirildi.Umarım bu uğurda ''AV'' olmazda soyadı gibi  ''AVCI'' bir takım yaratır.Şimdiden sonsuz başarılar temennisi ile...

14 Kasım 2011 Pazartesi

Hiddink gitsin!..Peki kim gelsin?

En başta söylemek isterim ki illa biri gelecekse bu ne Abdullah Avcı olsun, ne de Ertuğrul Sağlam.Nedeni ni yazımın devamında açıklayacağım.


Öncelikle, idamı istenilen ''Sanık'' Hiddink'ten başlayalım....

Hiddink; PSV Eindhoven'a 1986, 1987, 1988 ve 1989 yıllarında üst üste 4 lig şampiyonluğu kazandırdı. 1988, 1989 ve 1990 yıllarında ise aynı takımla Hollanda Kupası'nı kazandı. Ayrıca 1987-88 sezonunda Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında Galatasaray'ı eledikten sonra Benfica ile finalde karşılaştı ve bu turnuvada da şampiyonluğu kazandı.Sonrasında Valencia, Hollanda Milli Takımı, Rusya Milli Takımı, Real Madrid, Real Betis, G.Kore Milli Takımı derken liste uzayıp gidiyor.Şimdi tek tek kariyerindeki başarıları sıralamak istesek iki farklı yazı çıkarabiliriz.

Kariyerinde bir çok farklı kültürden takım kartviziti olan Hiddink ilk başarısızlığını nedense ülkemizde yaşamış.Hemde Avrupa Şampiyonu apoletini taktığı sezonun hemen arkasında.İlk denemesinde 6 ay kalabilmiş bizim memlekette.Ardından ne olmuş.4 sezon Valencia, 4 sezon Hollanda Milli Takımı ve Real Madrid Teknik Direktörlüğü eklemiş kariyerine.İspanyollar bu işi bilmiyor demek ki.Gittiği her ülkeye her takıma bir şeyler katmış.Şu anda boşta kalsa en az 10 üst düzey takım sıraya girer.En yakın örneğini bu yaz yaşamadık mı?Chelsea sezon başında adamın kapısında yattı nerdeyse, nefes aldırmadı.O zaman övünüyorduk ne sağlam kontrat yapmışız diye.Adam bizi bırakıp gidemez diye.Peki şimdi ne oldu?Ne değişti.O zaman ki Milli Takımımız çok mu üst düzey oynuyordu da biz mi görmedik.

Amacım Hiddink'i savunmak değil.Bizim takımda başarılı olamadı evet.Bizi benimsemedi evet.Her maç sonrasında bizim yaptığımız gibi sadece yorum yaptı.Hatalarımızı yüzümüze vurdu çözüm üret(e)medi evet.Senede toplasan bir ay kalmadı burda evet.Rica minnet üzerine ligimizdeki maçları takip etti evet.Bunların hepsine evet ve sonuna kadar katılırım yalnız Hiddink teknik direktör derseniz buna katılmam.Biz değilmiydik adamı 8 ay bekleyen.Biz değilmiydik geldiğinde tam bir futbol bilginiymiş diyen.Röportaj yapmak için sıraya giren.Biz değilmiydik Del Bosque'yi kovan, Löw'ü kovan...Biz geçmişi çok çabuk unutuyoruz da neyse.

Hiddink olmadı.Tutmadı.Çünkü Hiddink üstyapı adamı.O gelen malzemeyi harmanlar ve ortaya ürünü çıkarır.Onun için bu işte uzman ve genelde başarılı.Biz alt yapımızı 90'lı yılların başında bir defa oturttuk arkasından, 1993 Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu, Euro 96, Euro 2000, 2002 Dünya Kupası başarıları geldi.O jenerasyon emekli oldu.Sonraki jenerasyonumuzu Fenerbahçe'nin ümit milli takım oyuncularını kadrosuna katıp onlarla Şampiyonlar Ligi çeyrek finali yaşadığı gençlerle yakaladık.Ardından Euro 2008 geldi.Aynı jenerasyon 2010 Afrika trenini kaçırınca çok yıprandı, yıpratıldı.Çünkü biz çıtamızı o kadar çok yükseltmiştik ki, bir anda kendimizi dev aynasında buluverdik.1992 Yılına kadar futbola hiç bir katkıda bulunmamış biz, bir anda dünya devi oluverdik.

Önce Letonya, sonrasında İsviçre çöküntülerini hala kaldıramadık.Biz bataklığı kurutmak yerine sinek avına çıktık.Her yaşadığımız hezimet sonrasında kendimizi tartıştık durduk.Çözüm aradık ama uygulamadık.Ve her seferinde faturayı teknik adamlara kestik.M. Denizli gitti, Ş.Güneş geldi, Güneş gitti, Yanal geldi, Yanal gitti Terim geldi...Baktık olmuyor gittik dünyada milli takım işini en iyi yapanı getirdik.Kapısında yattık yalvardık.Adam ben emekli olacağım istemiyorum dedi biz milyon euroları bir çırpıda önüne serdik.O da olmadı şimdi kariyerine bakmadan bilgisini sorgular olduk.Şimdi linç ettiğimiz ve beğenmediğimiz Hiddink, yarın olmazda oldu varsayalım, Hırvatları bir mucize eseri yenip elerse ne olacak.O zaman da Hiddink'i, haşa huzurdan Tanrı'mı ilan edeceğiz.Artık şu şakşakçılığı bırakalım.Hiddink hatalıdır ve bu işi başaramamıştır fakat tek suçlu Hiddink'midir.Sırf kadrolarını kontenjan dolsun diye 3.sınıf  yabancılarla dolduran yönetimler, menajerlerin eline düşen kulüp başkanları, profesyonelce yaşamayan futbolcularımız, ciddi paraların döndüğü bu sektörde bir denetleme kurulu olmayan Tff , hatta hükümetler bile suçludur.

Yazımın en başında söylediğime gelecek olursak.Neden Avcı ve Sağlam olmasın...İkiside şu anda çöküşte olan futbolumuzun gerçekten ışıkları durumundalar.Bir yerde hem kişilikleriyle hem de duruşlarıyla futbolumuzu aydınlatan insanlar.Önce Abdullah Avcıdan başlayalım.Şu anda medya ya yansıyanlara bakarsak bir Abdullah Avcı ''kamuoyu'' oluşmuş durumda.Kendisi de sanırım sıcak bakıyor.Bundan önceki dönemlerde ismi geçtiğinde uzak duruyordu ve basına görevi istemediğini belirtiyordu fakat bu defa böyle bir şeye şu ana kadar rastlamadım.Keşke görevi kabul etmese.Çünkü daha önce İ.B.B'de çalıştığı Göksel Gümüşdağ TFF Yönetim Kurulu'nda.Bir yerde ahbap çavuş ilişkisi sürekli medyada olacaktır.Bir diğer sebebi Avcı'nın Galatasaraylı ve Galatasaray kökenli olması.Seçimleri sürekli tartışılacak ve üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşacak.



Ertuğrul Sağlam'a gelelim.Kendisi bilindiği üzere belli bir cemaate yakın bir kişi.Ayrıca eşi kapalı.Muhafakazar kesimden yani.Peki bu suçmu asla.Ama bizim ülkemizde suç.Müslümanız ama Cuma Namazı'na giden oyuncularımızı linç ederiz.Anelka oruç tutunca överiz ama Hakan Şükür'e zorla gazetecilerin içerisinde su içiririz.Günlerce tartışırız.Ertuğrul daha önce Beşiktaş'ta malum sıkıntıları yaşamış bir isim.Ve rahat bırakıldığında Bursaspor ile başardıkları da ortada olan bir isim.Belki üzerindeki baskıya göğüs gerebilir lakin ben İstanbul medyasının O'nu bu koltukta çok ta rahat bırakacağını düşünmüyorum.Göreve başladığı gün aç kurtlar gibi saldırıya başlarlar.Yeterki ellerinde işleyebilecekleri bir malzeme olsun.

Dediğim gibi bu iki önemli isim bana göre şu anda milli takım için uygun değil.Bilgileri, duruşları, her şeyleriyle bu görevi hak ediyorlar lakin başka sebeplerden ötürü ben onların ne yıpratılmasını ne de kamuoyunda linç edilmesini istemiyorum.Onlar bataklıkta batmaya doğru giden ligimizde ellerinden tutup kurtulabileceğimiz bir kaç önemli isimden ve gönlüm razı gelmiyor.Hiddink ülkesine kaçıp kurtuluyordu fakat ne Abdullah Avcı ne de Ertuğrul Sağlam'ın böyle kaçmak gibi bir lüksü yok.Onun için bu iki ismi harcamayalım.Bırakalım onlar bize ışık saçmaya devam etsinler.


Peki Hiddink gidecek, Avcı ve Sağlam'da olmayacaksa kim olacak diyeceksiniz.Benim görüşüm bu iş için Raşit Çetiner'den yana.Gördüğüm okuduğum kadarıyla medyada bu isim hiç geçmiyor fakat bana göre bu iş için biçilmiş kaptan.Olurmu demeyin.1998'den başlayıp 2005'e kadar U21 takımımızın başında idi.Birçok başarının mimarıydı.O gittikten sonra ne U21 milli takımı dikiş tutturdu ne de uzun süreli çalışan bir teknik adam geldi.Baktılar olmuyor 2010 yılında tekrar göreve getirdiler.Hem konumu itibariyle hem şuan ki kadromuzu tanımasından ötürü Raşit Hoca bence en doğru seçim olur.Ayrıca her dönem tartışmıyor muyuz teknik adam alttan gelmeli diye.


Biz bunu Piontek sonrası Fatih Terim'le denedik ve son derece başarılı olduk.Bir kere daha denesek ne çıkar ki.Milli Takım konusunda dünyanın en iyi ismini bile getirdik ama olmadı.Bir de Raşit Çetiner'e şans versek ne çıkar.Zaten O'nun ikinci kez göreve başlamasından sonraki dönemde U21 milli takımı oyuncuları düzenli olarak takımlarında da oynamaya başladılar.Geçenlerde bu konuda PC Lion Blog'da bu konu hakkında bir yazı çıktı.Ordaki yayınlanan kadrodaki oyuncularımızın tümü takımlarında ciddi süre alan isimler.Bu futbolumuz için önemli bir gelişme açıkçası.Şimdi Raşit Hoca önderliğinde eskilerle yeniler arasında bir karma çıkarılırsa eminim ki Türk futbolu için önemli bir reçete olur.Denemek bize zarar getirmez.Zaten futbolumuz iyice dibe vurmuş durumda ve şu anki konumumuzdan daha iyi yerlere geliriz.


Yukarıdaki kadromuzda da görüldüğü üzere bir çok oyuncumuz yeni yeni olsada takımlarında forma şansı bulmakta.Bu oyuncuları üst kademede Nuri'yle, Ömer Toprak'la, Hamit'le, Burak'la, Mevlüt Erdinç'le, Mehmet Topal'la ve ismini şu an hatırlayamadığım milli oyuncularımızla harmanlayıp yeni bir jenerasyon yakalamız gerekli.Acil yapmamız gerekli çünkü biz alt yapı sorunlarımızı sürekli konuşuyoruz ama çözüm üretmiyoruz.Bu sebepten dolayı en azından elimizde kullanabileceğimiz bir oyuncu grubu varken bunu yapmalıyız.Yarın çok geç olmadan...

11 Kasım 2011 Cuma

Rüya Bitti / Türkiye : 0 - Hırvatistan : 3


2000 Yılı'nda Galatasaray'ın muhteşem çıkışı ile kazandığı bir Uefa Kupası, bir Süper Kupa ve Ş.Ligi Çeyrek Finali, Galatasaray'ın başarılarındaki temeli oluşturan o iskelet kadroyla Milli Takım'ın Dünya 3.lüğü, bizleri dev aynasında görmeye sevk etti.Kendimizi bir anda Brezilya'yla, İtalya'yla, Almanya'yla, Hollanda'yla aynı klasmanda gördük.Böbürlendik.Dünya ya kafa tutmaya başladık.

Daimi olmayan başarılar bazen tesadüflerden ibarettir.Yakaladığımız bir jenerasyonun aldığı başarılar maalesef futbolumuzu ileri götürmedi.Belki futbolumuza çağ atlattı, ama bu sadece ekonomik düzeyde kaldı.Galatasaray, aldığı Uefa Kupası'nın gölgesinde kaldı.Bugün hala 2000 ruhunu arıyorlar.Üzerinden 11 sene geçmiş ama hala o evreyi bir türlü atlatamadılar.Yaptıkları mucizevi bir işti kabul ediyorum ama öncesinde Ş.Ligi'nde çokta başarılı olamadılar.

Alınan Uefa ve Süper Kupa haricinde kulüp düzeyinde, Şampiyonlar Ligi'nde iki defa çeyrek final yaşadık.Aslında 1993 Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu sonrası Euro 96'ya katılmamızla beraber iyi bir ivme yakaladık.Belki aradaki Fransa 98'e katılamadık ama Euro 2000'deki çeyrek final ve ardından 2002 Dünya 3.lüğü, futbolumuz adına gerçekten iyi gelişmelerdi ama sonraki geçiş dönemindeki kabuk değişimini sağlam yapamadık.Kulüp düzeyinde kazanılan Avrupa Kupası ve Milli Takımın 3.lüğü bizleri ileri götürmedi maalesef.2002'ye kadar kazanılan başarılar sayesinde klasman sıralarımız uzun süre yukarıda kaldı.Meyvesini yedik ve bitirdik.

2002'ye kadarki kazandığımız başarılar sayesinde rüyalar alemine iyice dalmaya başlamışken bir anda Letonya kabusunu gördük.2004 Avrupa Şampiyonası'na kesin katılmışız gibi bir anda şampiyonuz havasına girdiğimiz bir anda .Letonya sağ olsun bizi uyandırdı.2002 Kore-Japonya sonrası katıldığımız turnuva Euro 2008 olabildi.Arada kaçırdığımız iki turnuva bile bizi toparlayamadı.Bu arada kulüp düzeyinde de, Avrupa'da çok varlık gösteremedik.Sadece Fenerbahçe'nin istikrarlı bir şekilde üzerinde durduğu kadroyla, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final başarımız var.2008'deki Şampiyonadaki 3.lüğümüzüde Fenerbahçe'nin oluşturduğu iskelet kadroya borçluyuz.

Bunları neden anlatıyorum.Zaten hemen herkes bunları biliyor diyeceksiniz.Haklısınız ama biz geçmişimizi çabuk unutuyoruz.8-0'lık şerefli mağlubiyetlerimizi unutup kendimizi dev aynasında gördük.3.lükler bizi kör etti.Uefa Kupası bizi kör etti.Dönemlik başarılar bizi kör etti.Kimse taşın altına elini koyma zahmetine girmedi.Biz takım olarak başarı yakaladık.Dualarla ya da teknik adamlarımızın motivasyonu ile.Haydi aslanım, haydi koçum, biz Türk'üz yapabiliriz, biz Kurtuluş Savaşından çıkmış bir milletiz gibi motive edici ( birazda gaz verici ) ateşlemelerle kazandık.Futbolumuzla değil.İki maç üst üste aynı futbolu oynayamadan kazandık.

Dün oynadığımız maçta ise tam dört kez santra yaptık.İki defa ilk yarıda, iki defada ikinci yarıda.Adamlar az ve öz oynadılar.Maç boyunca topa sahip oldukları dakika %37 ama toplam yaptıkları santra bir.Oda maçın başlama vuruşunu yapmaları gerektiğinden.Bizim topa sahip olma oranımız ise %63.Yani topa sahip olmak bir şey ifade etmiyor.Önemli olan takım oyununu sahaya yansıtmak.Dünkü maçın özeti; Hırvatlar takımdı biz ise yokları oynadık.Tamam maçın henüz 2. dakikası olmadan kalemizde golü gördük.Belki o kadar erken yemeseydik maçın gidişatı farklı olabilirdi ama nereye kadar.Sürekli değişen kadromuzla ya da takım olamamızla nereye kadar gidebilirdik ki?

Şimdi ne olacak.3-0 gibi net bir skor var ortada.Yani havlu attık.Bu başarısızlık bir kelle ister arkadaş.Hiddink gidecek o zaman.Peki kim gelecek.Gerçi kim gelirse gelsin.2002 üçünlüğü sonrası 2 turnuva kaçırdık 2008 Avrupa Şampiyonası'na katıldık.2008 üçüncülüğü sonrası da 2 turnuva kaçırmış olacağız.Yani 2014 Dünya Kupası'ndaki yerimiz garanti.O zaman teknik direktöre ne gerek var ki.Yok ya teknik adamsız olmaz.Ee kim gelsin Yılmaz Vural gelsin en iyisi.Adamcağız gözü açık gidecek yoksa.Bir Milli Takımı çalıştırmadığı kalmıştı.Kırmayalım adamı ölmeden bir de Milli Takım eklesin geniş kariyerine.

İkinci maçta da yenileceğimiz kesin gibi.Tamamen elendiğimizde ''malum isimler'' başlayacaklar yine...Alt yapımız yok, üst yapımız yok falan filan.Mecliste Hiddink ne kadar alıyor önergesi verilecek.Belki de Hiddink vatan haini ilan edilecek.Hep diyoruz ya kimse aldırmıyor.Kimse sorunun kaynağına inmiyor.Sorunları dile getiriyoruz ama bir türlü çözüm üretemiyoruz.Biz ikincil Dünya ülkesiyiz ki en önemlisi bu ve bunu unutuyoruz.Kendimizi Almanya ve ya İspanya ile kıyaslamayalım.Bizim rakiplerimiz belli.Her turnuvaya katılıyormuşuz gibi kendimizi dev aynasında görmeyelim artık.Letonya bir önceki rüyamızı bitirdi ama tam uyanamadık bari Hırvatların dürtmesiyle uyanalım.

Hiddink gider, bir başkası gelir.Sorun Hiddink değil.Sorun Oğuz Çetin değil.Sorun Volkan Demirel değil.Sorun Emre Belezoğlu'da değil.İstifaya çağırmak ya da ıslıklamak çare değil.Çare kirlenen futbolumuzu temizlemede.Dönemlik ya da günlük başarılar artık bizi uyutmasın...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kırmızı Şeytanlar Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger