Mesut Özil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mesut Özil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2011 Cuma

Türkiye : 1 - Almanya : 3 Peki sonrası?

Dünkü maç öncesi yazımızda teknik analiz yapmak yerine, maçı kazanabileceğimiz  saha dışı faktörlerin lehimize olduğunu kendimizce anlatmaya çalıştık.Saha içinde ise olayı biraz fazla abartmış olmalıyız ki maç boyunca takımımızın her taç atışında ikinci bir top sahaya atıldı.Burda maksadımız sanırım oyunu durdurarak soğutmaya çalışmaktı.Milli Takımımız'ın sahaya beraberlik için çıktığı belliydi.Rakibimiz ise liderlik ve şampiyonayı garantilemiş olsa da, bize göre daha takım olmanın avantajıyla sahada futbol oynamaya çalışan ekip  görüntüsündeydi.


Maçın hemen başında güzel bir organizasyonla golü bulabilirdik ama olmadı.Pozisyon gelişim açısından gayet güzeldi fakat oyuncularımız son vuruşu bir türlü yapamadılar.Almanlar golü atana kadar bir kaç güzel pozisyonda yakaladık ama yine başaramadık.Rakibimiz ise 3 pasla toplamda 16 saniye süren bir zaman diliminde gayet güzel bir gol attı.Golü kalemizde  gördüğümüzde henüz dakikalar 35'i gösteriyordu lakin sanki golü son dakikalarda yemişiz gibi takımda ruh kalmadı.Birden bir teslimiyet haline geçtiler.İlk yarıda sağ kanat orijinli 3 oyuncumuza birde zaman zaman Arda'nın o bölgeye kaymasıyla sol kanatta sıkıntı yaşadık.Hiddink'te bunu görmüş olmalı ki ikinci yarıda Gökhan Töre'yi oyuna alarak başladı.Tabi Hiddink'i eleştirmek haddimize değil ama orta sahada oyun zekası üst düzey olan Selçuk'un oyundan alınmasını biraz garipsedim açıkçası.
İkinci yarıda yediğimiz ikinci golde, ilk golün fotokopisi gibiydi.Yine 3 pas ama bu sefer yaklaşık 27 saniye süren bir zaman dilimi ve yine sol kanattan.Golüde attı ama sanırım Hakan Balta ile o bölgede saçlarımız epey beyazlar gibi...Ağır bir oyuncu ve ileri çıktığında geri dönmede epey sıkıntılı.Her neyse isim isim eleştireceğimiz kişi sayısı çok ama gereksiz bir analiz olur.Zaten Hamit'inde maç sonundaki röportajı takım içindeki havayı anlatır cinstendi.
Peki Hiddink'in maç bitiminden sonraki yaptığı açıklamada, ''hala dümenin başındayız'' demecine ne demeli? Dinlemeyen arkadaşlar vardır onlara tavsiyem tv de falan gördükleri anda dinlemeyip kapatsınlar.En azından sinirleri gerilmez.Sonuç olarak bir Almanya maçını da geride bıraktık.Biz Türkler zoru severiz.İpler elimizde iken gider Azerbaycan'a mağlup oluruz, göbeğimizi de bizi arka bahçesi olarak gören Almanlara kestiririz.Salı günü Almanya, Belçikayı yenecektir.Bundan şüphem yok.Olası bir play-off ufukta görünüyor bizim için.Şampiyona bileti aldığımız gün ise, Almanların alaycı bir tavırla, bak yine bizim sayemizde burdasınız anektodu ile karşılaşmak oldukça acı verecektir bize ve yurt dışında yaşayan gurbetçilerimize.Allah yardımcımız olsun!

Türkiye : 1 - Almanya : 3 Yarınlar Karanlık

Dünkü maç öncesi yazımızda teknik analiz yapmak yerine, maçı kazanabileceğimiz  saha dışı faktörlerin lehimize olduğunu kendimizce anlatmaya çalıştık.Saha içinde ise olayı biraz fazla abartmış olmalıyız ki maç boyunca takımımızın her taç atışında ikinci bir top sahaya atıldı.Burda maksadımız sanırım oyunu durdurarak soğutmaya çalışmaktı.Milli Takımımız'ın sahaya beraberlik için çıktığı belliydi.Rakibimiz ise liderlik ve şampiyonayı garantilemiş olsa da, bize göre daha takım olmanın avantajıyla sahada futbol oynamaya çalışan ekip  görüntüsündeydi.


Maçın hemen başında güzel bir organizasyonla golü bulabilirdik ama olmadı.Pozisyon gelişim açısından gayet güzeldi fakat oyuncularımız son vuruşu bir türlü yapamadılar.Almanlar golü atana kadar bir kaç güzel pozisyonda yakaladık ama yine başaramadık.Rakibimiz ise 3 pasla toplamda 16 saniye süren bir zaman diliminde gayet güzel bir gol attı.Golü kalemizde  gördüğümüzde henüz dakikalar 35'i gösteriyordu lakin sanki golü son dakikalarda yemişiz gibi takımda ruh kalmadı.Birden bir teslimiyet haline geçtiler.İlk yarıda sağ kanat orijinli 3 oyuncumuza birde zaman zaman Arda'nın o bölgeye kaymasıyla sol kanatta sıkıntı yaşadık.Hiddink'te bunu görmüş olmalı ki ikinci yarıda Gökhan Töre'yi oyuna alarak başladı.Tabi Hiddink'i eleştirmek haddimize değil ama orta sahada oyun zekası üst düzey olan Selçuk'un oyundan alınmasını biraz garipsedim açıkçası.
İkinci yarıda yediğimiz ikinci golde, ilk golün fotokopisi gibiydi.Yine 3 pas ama bu sefer yaklaşık 27 saniye süren bir zaman dilimi ve yine sol kanattan.Golüde attı ama sanırım Hakan Balta ile o bölgede saçlarımız epey beyazlar gibi...Ağır bir oyuncu ve ileri çıktığında geri dönmede epey sıkıntılı.Her neyse isim isim eleştireceğimiz kişi sayısı çok ama gereksiz bir analiz olur.Zaten Hamit'inde maç sonundaki röportajı takım içindeki havayı anlatır cinstendi.
Peki Hiddink'in maç bitiminden sonraki yaptığı açıklamada, ''hala dümenin başındayız'' demecine ne demeli? Dinlemeyen arkadaşlar vardır onlara tavsiyem tv de falan gördükleri anda dinlemeyip kapatsınlar.En azından sinirleri gerilmez.Sonuç olarak bir Almanya maçını da geride bıraktık.Biz Türkler zoru severiz.İpler elimizde iken gider Azerbaycan'a mağlup oluruz, göbeğimizi de bizi arka bahçesi olarak gören Almanlara kestiririz.Salı günü Almanya, Belçikayı yenecektir.Bundan şüphem yok.Olası bir play-off ufukta görünüyor bizim için.Şampiyona bileti aldığımız gün ise, Almanların alaycı bir tavırla, bak yine bizim sayemizde burdasınız anektodu ile karşılaşmak oldukça acı verecektir bize ve yurt dışında yaşayan gurbetçilerimize.Allah yardımcımız olsun!

5 Ekim 2011 Çarşamba

Mesut Özil ve Bize düşenler....

Bizim Davrazlı Alman Mesut, dün Radikal Gazetesi'ne önemli açıklamalar yapmış.Sanırım birgün öncede babası Alman Basını'na açıklamalar yapmıştı.Baba-oğulun bu hafta maşallah çeneleri düştü gibi...Neyse bizi ilgilendiren konu Mesut'un cuma günü oynanacak Türkiye-Almanya Euro 2012 Grup Elemeleri maçı öncesi Türkiye'ye karşı  "Oynamak istemiyordum ama Alman Milli Takım yetkilileri kötü bir alışkanlık yaratabileceği endişesiyle kabul etmedi." diye biten açıklamasıdır.

Bilindiği üzere, (bu konu aslında kabak tadı verdi ama neyse...) Almanya-Türkiye hattında tercihini, doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği, hatta kültürü kendine aşılanmaya çalışılan ülkeyi; Almanya'yı tercih etti.Çok tartışıldı yazıldı çizildi falan filan...da kardeşim demezler mi adama madem onlara karşı oynamayacaktın, madem ıslıklanmaktan korktun neden bizi tercih ettin diye...Burda bize düşen cuma günü oynanacak karşılaşma öncesinde, sonrasında hatta maçta bile en ufak bir tepkide bulunmamak.Hatta maç içerisinde Mesut'u tribünlere çağırıp alkışlamak.Bizim bu örnek davranışımız karşısında eminim Mesut'unda vijdanı hafifte olsa sızlayacaktır.Çünkü o bu açıklamaları yaparken, Türkiye'yi çok sevdiğinden değil Berlin'deki maçta olduğu gibi ıslıklanmak ve küfürlü tepkilerden çekindiği için yaptı.Unutmamalıyız.Ve tercihine saygı duymalıyız...

28 Eylül 2011 Çarşamba

Bir Hamit ile Mesut Hikayesi

Şimdi bu fotoğrafa çok iyi bakın.Birisi Türk asıllı Alman Mesut, diğeri direk  Türk  Hamit Altıntop.Gerçekten de öylemi? Sizce? Bence değil.Her ikiside Alman bana göre.Belki bir yerde Hamit'te hakkımız olabilir.Nihayetinde çeşitli kademelerde Ayyıldızlı formayı 58 maçta terletmişliği var.Uluslararası arenada bizim formamızla boy göstermiş, goller atarak kendi kariyerine katkıda bulunmuş.Fakat Türkiye'ye tatiller dışında hiç gelmemiş.Hiç bir Türk takımında eğitim almamış.Yani Hamit altyapı eğitimini alırken Türk olan hiç bir değer ona öğretmenlik yapmamış.

Birbirleriyle iletişim kurarken bile eminim Almancayı tercih ediyorlardır.Düşünsenize 4 milyonluk azınlıktan, 100'e yakın oyuncu bugün, Almanya takımları başta olmak üzere Avrupa'nın çeşitli takımlarında forma giyiyor.Yabancı topraklarda doğmuşlar, eğitilmişler, oraların kültürü aşılanmış onlara.Yabancıların iş disiplini öğretilmiş onlara.Belli bir seviyeye gelince bizde hemen atlamışız onlar Türk diye.Hatta  bizi tercih etmeyenlere milliyetçilik yapmışız.Şimdi hangi spor adamına sorarsak soralım Arda'mı daha yetenekli Hamit'mi yetenekli diye birçoğu kesin bir dille Arda der.Yabancı spor otoriteleri bile Arda der.Evet Arda'da İspanyada oynuyor ama o şehrin diğer yakasında, son yüzyılın eniyi takımı ünvanını alan Real Madrid'in gölgesindeki takımda oynuyor.Şimdi durum böyle diye Hamit'le Mesut'la gururlanmayalım mı yani diyebiliriz.Tabiki belli ölçüde gururlanıyoruz ama asıl gurulanma zamanı Arda'nın yada yetiştirdiğimiz başka bir oyuncunun direk olarak Real Madrid'e transfer olduğu zamandır.Bir Selçuk İnan'ın, bir Burak Yılmaz'ın hatta bir Sabri Sarıoğlu'nun direk olarak Avrupa'da sözü geçen takımlara transfer olduğu zamandır.Kendi yetiştirdiğimiz bir değer Real Madrid'e direk transfer olduğu zamana kadar gururlanmamız hep bir parça eksik kalacaktır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kırmızı Şeytanlar Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger