Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2012 Pazar

Her Maç Deplasmanda Olsa!

Deplasmanda toplanan 24 puana karşılık içerde toplanan puan; 12.
Keşke her hafta deplasmanda oynasak diyorum!
Mizah bir yana her ne hikmetse emektar stadımızda, özellikle Nurullah Hoca döneminde kazanamamak gelenek haline geldi.Allah'tan deplasmanda panter kesiliyoruz da...

Bu sezon fırtına gibi esen Galatasaray, geçen sezon 27. haftada bizim gibi 33 puandaydı ama düşme tehlikesi yoktu.Bu sezon düşme çıtası yükseldi.Yani biz 27. haftada nerdeyse düşmeme havasına büründük.Evet sezonun ilk yarısında iyi puanlar topladık ama sezonun ikinci yarısında deyim yerindeyse resmen çöktük.Bizimle aynı kaderi yaşayan Manisa ile birlikte birden potaya girdik.Biraz dikkatli olsak belki bugün bu cümleleri kurmuyor ve play off şansımızı konuşuyor olacaktık.Olmadı...

Saha içi şansızlıkların yanı sıra birde saha dışı faktörlerle uğraştık.Planlamadığımız işler çıktı karşımıza.Üst üste 6 maç kaybettik gittik tüm olumsuzluklara rağmen deplasmanda Beşiktaş'ı yendik.Geldik içerde Sivas'tan 5 yedik gittik çok formda bir Gençlerbirliği'ni deplasmanda yendik.Geldik 10 kişi ile Galatasaray karşısında beraberlik gölünü attık, yetinmeyip top yekûn hücuma çıktık kalemizde iki gol birden gördük.17. hafta bittiğinde Avrupa hesapları yaparken 27. haftada düşme tehlikesini ensemizde hissettik.Biz gerçekten enteresan bir takımız.Bu hafta Trabzonspor'u deplasmanda yendik ama cumartesi günü Ordu maçı için neler olacağını hiç birimiz kestiremiyoruz.Belki sadece biz değil hiç kimse kestiremiyordur.Sahamızda gerçekten çok istikrarsısız.

Bugün ise istikrarlı olduğumuz alanda yani bir deplasmanı daha puanla kapattık.Bu güzel galibiyetin tadını çıkaralım tabiki cumartesiye kadar!..

Son söz olaraktan, Trabzon doğumlu ve Trabzonspor'lu olduğunu beşikteki bebeğin bile bildiği Hasan Üçüncü'nün attığı hayati golü ve golün arkasından yaşadığı ve yaşattığı duygu, bize kaybettiğimiz bir değeri tekrar hatırlatır.Umarım...

Hasan DOĞAN

16 Şubat 2012 Perşembe

Burak Yılmaz & Fenomenlik

Trabzonspor dün kötü bir oyun sergiledi.Henüz 10. dakikada skor 2-0 olduğunda tur için hemen herkes ümidini yitirmişti.Hakkını vermek lazım ki Hollanda ekibi, takım olarak harikaydı.Skor 2-0 olunca biraz gevşediler haliyle.İyi ki gevşediler yoksa maç daha kötü bir sonuçla bitebilirdi.Belki onlarda maçın hemen başlarında böyle bir skor beklemiyorlardı ki haliye maçın ilerleyen dakikalarında daha sakin oynadılar.Her neyse sağlık olsun diyelim.Bir önceki gün Beşiktaş'ın galibiyetine dünde Trabzonspor'unkini eklesek güzel olacaktı ama kısmet değilmiş.

Burak fenomen olma yolunda...

Maçta asıl değinmek istediğim nokta ise biraz farklı.Bu birazda olaya nasıl baktığınızla alakalı bir durum aslında.Psv takımı yalnız Hollanda'nın değil Avrupa'nın sayılı külüplerinden.Mazisi geniş müzesi kupalarla dolu bir takım.Avrupada final oynamış ve kupa kazanmışlığı olan bir takım.Yetiştirip Dünya Futbolu'na kazandırdığı bir çok yıldız oyuncu var.Yani Psv hakkında bir analiz yapsak bu satılara sığmayacak kadar büyük bir takım.İşte asıl olayda tam burda başlıyor.

Hakkında övgüyle bahsettiğimiz Psv Eindhoven ekibi rakibini o kadar iyi analiz etmiş ki, PsvTv üşenmeden gelip rakibinin şehrine varana kadar izlemiş ve birde klip yapmış.Belki bir çok örneğine rastlayabiliriz ama ben Psv'nin Trabzonspor'u bu kadar ciddiye alacağını düşünmemiştim.Gerçi Trabzonspor'da Avrupa arenasında bu sezon çok ciddi ve başarılı işler yaptı ama Avrupalının takımlarımıza bakış açısını düşününce ister istemez bu kanıya varabiliyoruz.

Hollanda ekibi sadece Trabzonspor'u değil Burak Yılmaz' ı da çok iyi analiz etmiş.Dikkat ettiyseniz maç boyunca Burak Yılmaz'a bazen iki, bazen üç oyuncuyla markaj yaptılar.Belki Burak ilk golünü atamadı ama O'na uygulanan markaj sayesinde gizli bir asist yaptı.Olcan'ın golünü dikkatli bir şekilde izlediğimizde Burak'ın iki oyuncuyu alıp kenara götürerek açtığı kulvardan Olcan'ın çok güzel bir şekilde süzülerek harika bir gol attığını görüyoruz.Belki bazılarına abartı gelebilir bunlar ama her geçen gün dahada zorlaşan bu oyunda gol atmanın yada attırmanın ne kadar değerli olduğunu görmek gerekli diye düşünüyorum.Bir dönemler yedek kulübelerinde ömür çürüten Burak'ın geldiği nokta gerçekten taktire şayan.Tabi bence...

Sözün özü, bir zamanlar yedek kulübesinden çıkamayan adam, bugün bir çok Avrupa devi tarafından takip ediliyor.Hatta bir değil bir kaç oyuncu ile markaj edilmeye çalışılıyor.En başta Tigana'nın sonrasında Şenol Güneş'in ve Hiddink'in Burak'ın üstünde bu kadar durmaları oyuncunun nasıl bir kumaşa sahip olduğunun göstergesidir.Trabzonspor belki bu turu geçemeyebilir ama dünkü maçta bir kez daha gördüm ki Burak Yılmaz fenomen olma yolunda hızla ilerliyor.Ve bende diyorum ki ''Yolun açık olsun sevgili Burak Yılmaz''...

İzlemek isteyenlere Psv Tv'nin mini klibi...

28 Kasım 2011 Pazartesi

Orduspor:0 - Miy:1 / Egolar & B Planı

''Bize her yer Mersin değil, çünkü hiçbir yer Mersin kadar güzel değil.''

Dün Avni Aker'de gerçekten müthiş bir maç izledik.Tabiri caizse kıran kırana bir maç oldu.Maçın hakemini kutlamak gerekli.Tempo düşmesin diye çok çaba sarf etti.Verdiği kararlarda, bana göre başarılıydı.Biz hep hakemlerin hatalarını konuşuruzda, başarılı olduklarını fazla görmeyiz.Bizim hakemlerimiz aslında Avrupa'da maç yönetseler daha başarılı olurlar.Çünkü ülkemizde ''malesef'' insanlara saygı olmadığı gibi, sahada da ''yalnız insanlar'' olan hakemlere saygısızlık had safhada.Her zaman dediğim gibi, ülkemizde hakemlerin hakkını arayacak bir sendika kurulmadığı taktirde, hakemlerimizin sonu pek hayırlı olmayacak gibi.

Dün Beşiktaş, kaleci hariç tam 8 savunmacı ile maça çıktı.Amaç belliydi.Carvahal Avrupa yorgunu rakibini önce durdurmak, ikinci yarıda da maçtan düştükleri anda vurmayı planlamıştı.Amacına da ulaştı.Kazananı her zaman tebrik etmişizdir.Şimdi Mersin maçıyla dünkü derbinin ne alakası var ona gelelim.Trabzonspor maç boyunca oyuna hükmetti ama son pozisyonu bir türlü bulamadı.Son iki sezondur oynadıkları şablon, dünkü maçta bir yerde iflas etti.Bilge insan Şenol Güneş, her zaman saygı duyduğum ve örnek aldığım spor adamlarındandır ama maalesef dünkü derbide iflas eden sistemine bir ''B Planı'' bulamadı.Tıpkı bizim 11 haftadır bulamadığımız gibi.

Derbide Beşiktaş, rakibinin en etkili silahı olan, Burak'ın topsuz alandaki direk koşularına, orta sahayı ve defansı kalabalık tutarak çare aradı ve nitekim de başarılı oldular.Burak'ın bulduğu tek pozisyon 88. dakikada geldi.Trabzon tüm maç boyunca. rakibini göbekten yarmak istedi ama başarılı olmadı.Topu kanatlar taşıdılar ama yapılan ortalara hava hakimiyeti olan bir santrforları olmadığı için golü bulamadılar.Zaten istatistiklerde de bu sezon Trabzon'unun hiç kafa golü atmadığını gösteriyor.İşte burda ''B Planı'' devreye giriyor.Takımlarımız sezon başında tek bir şablon üzerinde çalıştıkları için maç içerisinde farklı bir formata geçiş yapamıyorlar.Trabzonspor'unda Burak'sız çıktığı maçlarda epey zorlanması bir B planlarının olmadığına somut bir örnektir.

Mesela aynı sıkıntı Mersin İdman Yurdu'muzda da mevcut.Hemen her maçta Nobre'nin ayağına bakar olduk.Sezon başında Nurullah Sağlam'ın isteğiyle alınan Amoah, nedense kulübenin müdavimi oldu.Sağlam'a Amoah neden oynamıyor diye sorduğumuzda ise daha hazır olmadığını söylüyor.Hollanda Ligi'nde 4 maça çıkan Amoah, ligimizde 11 hafta geride kalmasına rağmen hala hazır değil!Sadece sıkıntımız Amoah'da değil.Nduka'nın ciddi bir düşüşü söz konusu.Burda saha içi sıkıntısından daha çok, saha çok saha dışı faktörler olduğunu düşünüyorum.Tabi bu sıkıntıların dışında birde hafta başında Fatih Şen ve Mehmet Polat takımdan gönderildi ve dar olan kadro iyice kısırlaştı.Biz yine Nurullah Hoca'mızın bir bildiği vardır diyelim ve konunun çok üzerine gitmeyelim.

Dünkü derbide gördük kü takımlarımız her oynadıkları her maçta tek formasyonla devam edecek gibi.Saha içindeki dizilişler değişiyor ama zihniyetler hep aynı.Biz bundan evvel, son üç sezondur Ordu'yu evinde yeniyorduk zaten.Dünde yendik.Hakem gol öncesi Orduspor'un faulünü vermedi bu çok doğru ama tek suçlu hakem mi?Sevgili Arif Erdem abimizin bunu yıllarca yapması ve Cluio'nunda kendini yere çok rahat bırakma huyu ister istemez hakemlerde de bir ön yargı bırakmakta.Peki aynı akşam oynanan Galatasaray-Sivas maçında Ayhan'ın son dakikalarda kişiliğine yakışmayacak şekilde kendini atması bundan sonra içinde bulunduğu pozisyonlarda hakemlerin iki kere düşünmesine sebep olmayacak mı?Nasıl ki saha içindeki mental düşünceler değişmiyorsa futbol ahlakımızda her geçen gün iflasa doğru ilerliyor.

Bakın sadece iki maçtan ne kadar çok tartışılacak malzeme çıkardım.Sadece iki lig maçı.Bunu biz bu hale getirdik.3 Temmuz'da temizlik operasyonuna başladık, bu haftada kurtulmak ve kurtarmak için tekrar yeni yasa tasarısını meclisten geçirdik.Birbirine tahammülü dahi olmayan insanlar, göz göze gelmekten korkan insanlar bir anda birlik oldu.Tek bir seferde yasayı hooooop geçirdiler meclisten.Evet takımlarımızın sahada bir B Planı yok ama ülkemiz siyasetçilerinin bir B Planı her zaman mevcut.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Beyefendiye yasayı onaylamaması için yazdığı mektuptan dolayı Sevgili Şamil Tayyar Beyefendiye bir teşekkürü borç bilirim.

Yalnızca Şamil Bey'e değil teşekkürümüz.Tam 800 km yol katedip takımını destekleyen Kırmızı Şeytanlar teşekkürün en büyüğünü hak ediyor.


23 Kasım 2011 Çarşamba

Trabzonspor :1- İnter : 1 / Turkish Delight

Tarihi boyunca küme düşmeyen tek İtalyan takımı olan Inter, yine yapılan bir istatistiklere göre Juventus'dan sonra en çok taraftarı olan ikinci İtalyan kulübüdür.Toplamda 3 kez Avrupa'nın en büyüğü olan Nerazzurri'ler Avrupa'nın iki numaralı kupası olan Uefa Kupası'nıda 3 kez kazanma başarısı göstermişlerdir.Kıtalar Arası Kupa'yıda 2 kez kazanmışlar.Serie A'da 18 kez, İtalya Kupası'nda ise 7 defa zafere ulaşmıştır.İtalya Süper Kupası'nı ise 5 kez kazanmışlardır.Zaten resmi web sitelerinin girişide şanlı geçmişleri hakkında her şeyi açıklıyor.(Merak edenler için bkz. http://www.inter.it/)

Böylesine başarılarla dolu bir mazisi olunca İnter'de ilk maçta temsilcimiz Trabzonspor'u küçümsemiş, rakibine saygı göstermemişti.Çünkü Trabzonspor tarihinde hiç Ş.Ligi oynamamıştı ve bu onların ilk maçı olacaktı.Inter ise bu heyecanı yüzlerce kez yaşamıştı ve tecrübelilerdi.Kupayı bile kazanma başarısı göstermişlerdi.Tabi bu böbürlenme onlara pahalıya patlamıştı ve sahadan mağlup ayrıldılar.Dün ise, sahada her ne kadar gruptan çıkmayı garantilemiş olsalar da rakibine saygılı ve ciddiye alan bir Inter vardı.
Aslında cuma günü Mersin'de oynanan Süper lig maçında Trabzonspor'u canlı olarak izleme imkanım olmuştu.Oynadıkları futbol bana şampiyon olabilecek takım görüntüsü vermemişti.Sahada Burak ve diğerleri şeklinde bir format vardı.Dün ise sahada gerçekten tam takım olmuş bir ekip görüntüsü içerisindeydiler.Spor Bakanı'mız Suat Kılıç, futbol kulüplerimiz için yapmaya çalıştığı yeni düzenlemelere birde, Colman gibi kaliteli yabancı bulma şartı getirmeli.Dün tek kelimeyle muhteşemdi.Sahada takımı adına her şeyi yaptı.Tüm takım bireysel olarak gerçekten müthiş oynadı ama Colman farklıydı.Top Colman'a geldiğinde O'nu oynatmamak adında Cambiasso ve Stankovic gibi üst düzey iki orta saha oyuncusu aynı anda basmak zorunda kaldı.

Kaleci Tolga, Glowacki, Marek Cech, Celutska ve Halil Altıntop maçta diğer yıldızlaşan isimlerdi.Tabi pastadaki en büyük pay Sevgili Şenol Güneş'e ait.Geçen sezonki takımdan bir çok oyuncu ayrılmasına rağmen, hedef küçültmek yerine çıtayı iyice yükseltmiş.Geçen sezonki Ş. Ligi maçlarında temsilcimiz Bursaspor 5 maç sonunda 0 puan çekmiş 14 gol yiyip 1 gol atabilmişti.Bugün ise Trabzonspor'un gruptan çıkma başarısı göstermesi hiç de süpriz sayılmayacak.Burada Trabzonspor'un az da olsa Avrupa tecrübesi etkili olmuştur.En azından Avrupa maçlarında nasıl oynamak gerektiğini tecrübe edinmişler.Cuma günü lig maçındaki performanslarıyla dünkü maçtaki performansları arasında epeyce fark vardı.

Bize Avrupa arenasında bu gururu yaşattıkları için Trabzonspor'a sonsuz teşekkürler.Umarım önümüzdeki Lille karşılaşmasında da aynı mental düşüncelerle sahaya çıkarlar ve gruptan çıkmak için gerekli puan ya da puanları alırlar.Çünkü; yükseliş dönemi biten, duraklama döneminide geride bırakan ve şu anda tekrar yükselişe mi geçecek yoksa dibe mi vuracak diye tedirginlikle beklediğimiz futbolumuz için yeni bir umut olurlar.

19 Kasım 2011 Cumartesi

Centilmence / Miy : 1 - Ts: 1

70. DK: GOOOOOLLLLL!!!!!
Golü atan futbolcu;Trabzonspor'dan Giray.
Mersin İdman Yurdu, Trabzonspor karşısında 1-0 öne geçti.
Hemen 10 dakika sonra....
80. DK: GOOOOOLLLLL!!!!!
Golü atan futbolcu;M.İ.Yurdu'ndan Moritz.
Trabzonspor, M.İ.Yurdu karşısında 1-1 beraberliği yakaladı.
İşte böyle enteresan bir maçtı.Önce güzel bir hava, sonra sağnak bir yağış.Sahada sicim gibi yağan yağmura rağmen mücadeleyi asla bırakmayan 22 futbolcu vardı ve gerçekten bir teşekkürü hak ettiler.Çokta centilmence geçti maç.Her iki teknik adamın birbirine olan saygı ve sevgisi görülmeye değerdi.Golleride birbirlerine ikram ederek centilmenlik çıtasını üst seviyeye çıkardılar.

Maçı kısaca  açıklamak istersek; ortada bir mücadele oldu.İki takımda oyundan düşmedi.Bizde alışkanlık olan son dakikalarda arkaya yaslanma huyu dün yine devam etti.Özellikle Nurullah Hoca'nın Moritz'i oyunda tutma ısrarı tribünlerden epey tepki aldı.Yağan yağmura rağmen zeminimiz bu haftada harikaydı.Maçtan önce Nurullah Sağlam'ın Burak'ı öven sözlerine, Şenol Hoca'da maç bitiminde Mersin İdman Yurdu'nu överek karşılık verdi.Maçın hakemi de gayet iyi bir maç çıkardı.Bizim golden önceki Nduka'nın topu kontrolü esnasında el ile müdahalesini göremedi.Birde Moritz'in pozisyonunda penaltı olduğu iddiaları vardı.

Maça sonradan giren Nduka hala güçsüz bir görüntü içerisinde.Zurita'da her geçen hafta ağırlaşıyor.Moritz hala Galatasaray maçını unutamamış gibi.Defans hattımızda İbrahim Kaş, geçen haftalara nazaran daha toparlanmış bir görüntü içerisindeydi.Yerinde hamleleri vardı.Çağdaş bu hafta solda oynadı.Çıkışları etkiliydi, çabuk bir oyuncu olmasa da geriye dönüşlerde sıkıntı yaşamadı.Tabi arkasında Joseph Boum'un olması bir avantajıydı.Erhan Güven yine son vuruşlarda etkisizdi.Sağdan bindirmeleri çok etkili fakat isabetsiz ortaları gerçekten çok yoruyor bizleri.Ben Yahia her geçen hafta daha iyiye gidiyor.Bu haftada ki performansıda alkışı hak etti.Nobre susmaya bu haftada devam etti ama attığı iki pasla Moritz'i iki kez gol pozisyonuna sokmasını da bildi.Erman Özgür'de iyiydi lakin Moritz ile aynı anda sahada olmaları dezavantajımıza oluyor.

Bir haftayı da bu şekilde bitirdik.Aslında hafta sonunun ilk gününde iyi bir maç çıkardık.Seyircimiz harikaydı.Takıma destekleri, futbolcularımızı da olumlu yönde etkiledi.Son dakikalarda daha dikkatli olsaydık galip gelebilirdik ama olmadı.Geçen haftaki Galatasaray maçından sonra yine bir büyük takıma kaybetmedik.İlk yarı bitene kadar kalan maçlarımızda daha dikkatli olmalıyız.İkinci devredeki fikstür dezavantajımız söz konusu.Bunu çok iyi analiz etmeliyiz.Kondisyon olarak biraz daha toparlanmamız gerekli.Ayrıca formsuz oyuncu sayısı her geçen hafta artıyor.Buna rağmen oynadığımız maçlarıda kaybetmememiz önemli bir özelliğimiz oldu.Haftaya Ordu deplasmanındayız.Takımımıza şimdiden başarılar dileriz.Unutmayalım ki;

''Herkes gider biz kalırız biz Kırmızı Şeytanlarız.''

15 Ekim 2011 Cumartesi

İşte Süper Lig bu!..

Murat Kosava'nın Ntvspor ekranlarında İngiltere Premier Lig maçlarını anlatırken kullandığı meşhur klişedir, ''İşte Premier Lig bu...''

Aynı hissiyatı da dün ben Trabzonspor-Ankaragücü maçında hissettim...Fırtına, 1 haftalık milli mesainin ardından tekrar başladı.

Hüseyin Avni Aker'de müthiş bir zemin vardı.Ve bir tarafta da müthiş bir bayan taraftar gurubu, sesi ve iniltisi...Özellikle Theo Weeks'in golü anındaki çıkardıkları tiz bir ses insanın tüylerini ürperten cinstendi. Olsun...yinede onların olduğu tribünler ayrı bir güzel...

Hürriyet Güçer, memleketinin plakası olan 50 numarayı sırtında taşıyan adam.Mütevazı ama olmassa olmaz bir futbolcu.Takımı adına adeta sahada 3 kişilik mücadele veriyor.Yanında Jan Rajnoch'la beraber.Bu ikilinin sahadaki mücadelesini izlemek için bile Ankaragücü maçlarına gidilir.

Ev sahibi Trabzonspor...5 haftada atılan 7 gol ve Burak Yılmaz...Dün yine sahnedeydi fakat bu defa kapanış golünü attı.O'da bu sezon başka bir kimliğe bürünmüş sanki...Cristiano Ronaldo gibi takımını sırtlıyor ve onun gibi serbest atış kullanıyor.Golü görülmeye değerdi ki, izlemeyenler çok şey kaçırdı.

Birde sahada sırtında 10 numara bir oyuncu vardı.Adrian Mierjievski.Sırtındaki numaraya inat, oyunu durarak oynamayan, sürekli rakibi forse eden, asist yapan, oyun kuran, koşan, mücadele eden yani ne yapılması gerekiyorsa herkesten daha fazla yapmaya çalışan Polonyalı maestro.İzlenesi bir futbolcu.

Maçla alakalı yazılacak ve analiz yapacak çok konu var ama dünkü sahada oynanan futbol ve mücadele gücü bize yetti.Tribünde olanlar çok şanslı insanlardı.Zemin ve hava güzel olunca sanırım bu atmosfer sahadaki futbolcularıda ateşlemiş.Bu hafta gerçekten güzel başladı.Dünkü futbol ateşi umarız hiç sönmez ve uykuya dalan Türk futbolunun ve biz futbol sevdalılarının içini her daim ısıtır...

14 Eylül 2011 Çarşamba

Korkma ama saygı duy...

''Rakibiniz çok güçlü ve yıldız oyuncuları olan bir takım.''
''Bunun bilincindeyiz, onlara saygı gösteriyoruz. Kendimize saygı çerçevesinde fair play içinde Türkiye'yi futbol imajı içinde iyi tanıtmak istiyoruz. Yarın yeni bir dostluk için futbol oynayacağız''
Şenol Hoca'nın maçtan birgün önce yaptığı basın toplantısında kendisine sorulan soruya verdiği cevaptı bu.Tam 28 yıl önce yine 14 Eylül'de Trabzon'da oynanan maçta aynı skorla bitmişti.Tarih tekerrür etti.Dün başkanıyla, taraftarıyla,  futbolcusuyla, rakibini hafife alan bir ekip vardı Milano'da Trabzonspor'un karşısında.İki sezon önce şampiyon olmuşlardı ve yüzlerce kez bu ligde üst düzey maç oynamışlardı.Rakibi ise; UEFA'nın kontenjanından dahil olmuştu bu lige.Tarihlerinde ilk defa bu arenada boy göstereceklerdi.Averaj takımı olarak gördüler sanırım.Gasperini acaba maçtan önce hiç analiz etmişmidir Trabzonspor'u.Belkide bizim basında çıkanları birileri ona tercüme etmiştir.

Maçtan önce okuduğum yazılarda, dinlediğim yorumlarda, beraberliğin iyi sonuç olduğu, hatta Benfica maçında olduğu gibi güzel bir mağlubiyetin alınması durumunda dahi başarılı olunacağı konuşuluyordu.Herkesin kendince haklı sebepleri vardı elbette ama kimse İnter takımının kötü bir dönemde olduğunu görmüyordu.Gerçi maç boyunca İnter dünyaları kaçırdı, Tolga kalesinde gerçekten devleşti.Zokora, Colman, Giray, Celutska iki kişilik oynadılar.Diğer oyuncularımızda iyi niyetle mücadele ettiler.Beraberliğin iyi sonuç olduğu hatta mağlubiyetin dahi kabüllenildiği bir durumda, rakiplerini, kendi evinde kendi seyircisi önünde yenerek büyük iş başardılar.Maçın bana göre kazanılmasındaki en büyük faktör, ''Rakipten korkma ama saygı duy'' felsefesi idi.Trabzon bunu başardı lakin İnter'in aynı duygularla maça hazırlanmadığı bir gerçekti.Jose Morinho döneminde İnter'in aldığı başarılarda bu felsefenin önemi çok büyüktü.Bu arenada şampiyon oldukları sene, Barcelona'yı yarı finalde bu felsefeyle elediler.O ruh dün gece sadece Trabzonspor'da vardı.Gerçekten güzel bir galibiyet aldılar.Umutsuz gittiğimiz bir zamanda tekrar umuda yelken açtılar.Kendilerini tebrik ediyorum.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Kutlarız!

Türkiye Süper Lig'in köklü kulüplerinden Trabzonspor'un 44. Kuruluş Yılı'nı kutlarız.Ligimize renk katan Bordo-Mavililer'e yeni sezonda başarılar dileriz...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kırmızı Şeytanlar Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger