Altyapı sorunumuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altyapı sorunumuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2011 Çarşamba

Semih Kaya & Mamadou Sakho ve Genç Futbolcu Sendromumuz

Mamadou Sakho.13 Şubat 1990 doğumlu.Senegal asıllı Fransız.Psg'de oynuyor.Ayrıca takım kaptanı.21 yaşında ama 43 milyon euroluk Pastore'nin kaptanlığını yapıyor.Tam üç sezondur Milan başta olmak üzere bir çok Avrupa devi onu kadrosuna katmak için Fransız ekibinin kapısında bekliyor.Transfermarkt sitesindeki değeri; 16 milyon euro.

Semih Kaya.Öp öz Türk evladı.24 Şubat 1991 doğumlu.Galatasaray'da oynuyor.Sakho'dan sadece 1 yaş küçük.Onunda mevkisi stoper ama hiçbir Avrupa devi O'nu transfer etmek için çaba göstermiyor.Zaten Galatasaray'da da bu sezon toplam 3 maça çıktı.Sakatlık olmasa forma bulması çok zordu.Bir yerde mecburiyetten forma şansı buldu.Transfermarkt sitesindeki değeri 400 bin euro.

Mamadou Sakho ile Semih Kaya'nın bir çok benzerliği var.Onun için Sakho'yu Semih ile kıyasladım.Kıyaslama derken Sakho, Semih'ten iki gömlek daha üstün bir oyuncu ve kesinlikle tartışılmaz ama bu Semih'in suçu değil ki.Nihayetinde Sakho'da bir Messi değil elbet.Allah vergisi yetenekleri olan çok üst düzey bir futbolcuda değil.Zaten Allah vergisi bir yeteneği olsaydı savunma pozisyonunda değilde hücumda oynardı.

Mesela Sakho'da Semih gibi iki ağır sakatlık geçirdi.Tabii Sakho'nun sakatlıkları Semih'inki kadar ciddi olmasa da yinede ağır sakatlıklardı.Toplamda 5-6 ay futbol oynayamadı.Bir başka benzerlik ise Sakho'da Semih gibi Fransa Milli Takımı'nın bütün yaş kategorilerinde forma giydi.Tabi Sakho Fransa formasıyla bir çok turnuvada yer alırken Semih sadece elemelerde forma giyebildi.Sakho'da Semih gibi Psg formasını ilk kez 17 yaşında giydi ve bugüne dek bu formayı tam 100 kez terletti.Semih'te Galatasaray formasını ilk giydiğinde 17 yaşındaydı.

Sakho bu formayı giydiğinde Psg ligde  zor günler yaşıyordu ve düşme potasındaydı.Ama Fransızlar yaşına değil yeteneğine güvenerek formayı gözü kapalı teslim ettiler.Galatasaray ne yaptı peki.Semih'i kazanabilecekleri bir maçta ona güvenip forma vermek yerine Harry Kewell'ı stoperde görevlendirdiler.Bu dahi de, gençlere forma vermesiyle ünlü olan Bülent Korkmaz'dı.Kendisine 18 yaşında bir Avrupa Kupası maçında gözü kapalı forma veren hocası Mustafa Denizli'ye ihanet edercesine Semih'e değilde Kewell'a güvendi.

Sakho'nun Psg formasıyla 2008'de Coupe de la Ligue ve 2010'da Coupe de France şampiyonluğu yaşadı.Tam 4 sezondur bu formayı giyiyor.Bu sebepten ötürüde O'nu takım kaptanlığına layık gördüler.Belki sezon sonunda başka bir Avrupa kulübüne gidecek.Ciddi bir bonservis bedeli ile...Evet biz hep kendimizi kandırıyoruz, 22 yaşına merdiven dayamış bir Semih'i, genç oyuncu oynatıyoruz diye övünüyoruz.Artık transfer yaşının 5 yaşına kadar indiği Avrupa kulüpleri 20'li yaşları tecrübeli sınıfına koyarken biz 27 yaşındaki Semih Şentürk'e hala genç Semih diyoruz.Kendimi çalıp kendimiz oynuyoruz.

Semih Kaya ve Mamadou Sakho.İkiside stoperde oynuyor ve ikiside belli yetenekleri olan oyuncular.Sakho'nun Semih'ten ''futbol literatüründe üstün olması'' sadece daha iyi işlenmesinden ötürüdür.Avrupa da 17-18 yaşlarındaki oyuncular senede ortalama 50-60 maça çıkarken bizim ligimizde 20 maça çıkamamalarından dolayı Sakho, Semih'ten öndedir.Lugano Türkiye'de banko oynarken Psg'de Sakho'nu arkasında yedek beklemesi, Fransızların futbola bakış açılarının bizden daha önde olmasından dolayıdır.Fransızlar, 20 yaş altındaki Hazard'ları, Sow'ları, Sakho'ları yetiştirip parlatırken biz 23 yaşındaki Mustafa Yumlu'yu genç oyuncu kabul ederiz.

Şimdi göz bebeğimiz dört büyüklere gelelim.Bakıyoruz kadrolarına altyapılarından çıkan oyuncu sayısı 5 etmiyor.Mustafa Yumlu ve Semih Kaya dışında altyapısından defans oyuncusu çıkaran takım yok.Hoş bu iki oyuncuda tesadüfler eseri forma giyiyor.Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un defanslarına bakıyoruz hep dışarıdan aldıkları oyuncular forma giyiyor.Altyapısıyla(!) ünlü olan Galatasaray bile bir Servet ve bir Gökhan Zan yetiştiremiyor.Bir Messi ya da Ronaldo değil, bir Maldini ya da Nesta değil,bir Servet, İbrahim Toraman, Gökhan Zan hatta bir Yobo bile yetiştiremiyorlar.O zaman niye bu tesisleri yapıyorlar ki.Boşa masraf.Zaten yurt dışında altyapısı sağlam ülkeler bizim için yetiştiriyorlar gerekli olanları.Biraz da Anadolu Kulüpleri parlatır satar.Tabi birde ikinci sınıf yabancıları unutmamak gerek.Tamam işte kadroyu kurduk sayılır.Dedim ya kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz.

Romelu Lukaku 16 yaşında forma giyip takımında 25 gol atarak gol kralı olurken biz forvet yetiştiremiyoruz.Hakan Şükür olmasa uluslararası golcümüz yok.Lukaku 18 yaşında Chelsea'ya dünya paraya transfer olurken biz takımda oynatacak yerli forvet bulmakta zorluk çekiyoruz.Belçika nüfusu 10 milyon biz 70 milyonuz.Transferlere her sene 100 milyonlarca euro harcarken takımlarımızın genç oyuncu oynatma gibi bir zorunluluğunun olmadığı bir ligimiz var.Bundan dolayı hep aynı jenerasyonlarla bir kısır döngünün içinde yaşıyoruz.

Burda asıl olan Semih Kaya değil.Onu örneklememiz, sadece son zamanlarda parlayan bir futbolcu olması.Tıpkı zamanında Okan Koç gibi, Tarık Taşgün gibi, Cafercan Aksu gibi, tıpkı bir anda parlayıp sonra yok olup giden diğer yıldız adayı futbolcularımız gibi.Belki Semih'te parlayıp yıldızlaşacak Arda Turan gibi, Tuncay Şanlı gibi, Nihat kahveci gibi belkide bu performansını devam ettiremeyip yavaş yavaş kaybolup gidecek.Temennimiz Semih'in en iyi yerlere gelmesidir elbette fakat unutmamak gerekir ki bu ülkede nice Semihler forma beklemekte.

Nasıl ki Semih'in iki farklı takımla (Galatasaray ve Gaziantepspor) ilk çıktığı maç İ.B.B olması tesadüf ise bugün ismini bu kadar sık duymamızda tamamen tesadüftür.Biraz futbol izleyenler Semih'in hangi şartlarda buralara geldiğini çok iyi biliyorlar.Biz hatalarını gören ama bu hatalarını düzeltmeye uğraşmayan bir milletiz.İnşallah yeni hatamız Semih Kaya olmaz.İnşallah bu genç ve güzel insan Semih'te bir gün, hayranı olduğu ve forma numarasını taşıdığı John Terry ile yanyana oynama imkanına erişir.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

İbrahim Toraman ve Türk Futbolunun Sorunu

İbrahim Toraman.20 Kasım 1981 Sivas doğumlu oyuncu, futbola Sivas DSİ sporda  forvet olarak başlamış daha sonra defansif özellikleri ağır basmış ve savunma oyuncusu olmuş.Amatör olarak çıktığı maçlarda Gaziantepspor'un dikkatini çekmiş ve tüm altyapı takımlarında 7 sezon geçirdikten sonra Fenerbahçe'ye imza atmak üzereyken son anda Beşiktaş ile sözleşme imzalamıştır.

Asıl mevkisi stoper ama zaman zaman sağ bek ve ön liberoda oynayabiliyor.Kesici özellikleri iyi ama topu oyuna sokması ve sezgileri kötü.Kademe anlayışı yok denecek kadar az.Özverili ve takımı adına her şeyini ortaya koyan savaşçı tipik bir Türk futbolcusu.Fatih Terim O'nu ikinci milli takım serüveninde bir kaç maç haricinde kadroya çağırmadı.Bazı spekülasyonlar duyduk, medyadan okuduk falan filan.Peki  neden  kimse Toraman'ın futboluna bakıp ta seçilmedi diye yorumlamadı.Sayın Hiddink'te kendisini kadroya çağırmadı.Nedeni ise; bana göre, İbrahim Toraman'ın ortalama bir oyuncu olmasıdır.Yazının başında da söyledim birkaç farklı mevkide oynayabiliyor fakat hiçbirinde tam değil.İşte bizim sorunumuz  da burada başlıyor.Frank Rijkard'ın dediği gibi ''sizde her şey var ama tam değil.''İbrahim Toraman ve bir çok oyuncumuzun sorunu bu her şeyden az var ama tam değil...

 Kendimizi geliştiremiyoruz.Yeni oyuncu yetiştiremiyoruz. Hep tartışıyoruz bu sorunumuzu, medyada ve hemen hemen her platformda.Hala çözebilmiş değiliz.Hala Almanya'nın bizim için yetiştirdiği futbolcularla kadromuzu kuruyoruz.Süper lig takımlarının neredeyse tamamında gurbetçi oyuncuların çokluğu gözümüze batıyor.28 yaşındaki Semih'e hala genç golcü diyoruz.Kendi ülke sınırlarımızda doğup yetişen ve Avrupalı dev kulüplerin herhangi birinde oynayan kaç oyuncumuz var acaba? Japonya Ligi bu sezon Almanya Bundesliga'ya 9 oyuncusunu gönderdi.Türkiye'den ise sadece Umut Bulut(Fransa takımı Touluse'a).O da eminim gelecek sezon tekrar dönecektir ligimize.Yetenek olarak hiçbir ülke futbolcusunun gerisinde değiliz.Hatta bazılarının önündeyiz.Fakat yetiştirme ve pazarlama sorunumuz var.Profesyonellik anlayışımız yok.Oyuncularımızın hemen hepsinde bir üç büyükler sevdası...Nuri Şahin 4 dil bilmesine rağmen İspanyolca kursuna gidiyor.Beğenmediğimiz Arap kökenli oyuncular şakır şakır ingilizce ve fransızca konuşuyor.Avrupa ya transferi gündemde olan Arda'nın kaç dil bildiğini ya da öğrenmeye çalıştığı hakkında hiç bir yazı okumadım.İşte burda da vizyon sorunumuz ortaya çıkıyor.Kulüplerimiz kalitesiz yabancılara dünyanın parasını ödüyor.Her sene takımlarımız ortalama en az 10 oyuncu transfer ediyor.Ya tutarsa mantığı ile takım yöneten teknik adamlara sahibiz.(Bakınız Ziya Doğan.Geçen sezon devre arasında neden bu kadar çok oyuncu alıyorsunuz sorusuna verdiği cevap:Tutarmı diye düşünerek transfer yaptık, ama olmadı.)Nasrettin Hoca hesabı.Çok transfer yaparak ve kötü yabancı oyuncu alarak Türk oyuncuların önünü kestik onların yetişmesini engelledik ve bugün iç piyasada futbolcu bulmak çok zor ve pahalı oldu.Türk futbolcusu da burda suçludur.Hasan Kabze bu konuda iyi bir örnek teşkil ediyor.Kendisi Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra kolay olanı (Türkiye'de kalmak) tercih etmedi ve Rusya'da kendisine iyi bir kariyer yaptı.Şuanda Fransa da oynamakta.Keşke Semih'te zor olanı seçseydi ve Deportivo ile anlaştığı üzere gidip İspanya 2.Liginde oynasaydı.Fakat o burda yedek kulübesinde oturacağını bile bile kalmayı tercih etti.Belkide 2.ligde oynayınca klasının düşeceğini düşündü.Bilemeyiz...

Son olarak sorunlarımız çok hala bir oturmuş sistemimiz yok.Bu sistemsizlik içinde yinede milli takımlar düzeyinde önemli başarılarımız var buda ayrı bir yazı konusu.Burda amacımız İbrahim Toraman'ı eleştirmek değil zaten haddimizde düşmez.Tipik bir Türk futbolcusu örneği adına İbrahim Toraman'ı yazdık.Kendisine saygılarımızı sunuyoruz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kırmızı Şeytanlar Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger